menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO Ankara’da Türkiye gerçeğiyle yüzleşti.

18 0
12.07.2026

Dünya artık eski dünya değil. Atlantik’in iki yakası arasındaki güven çatlıyor, Avrupa kendi güvenliğinin maliyetini tartışıyor, Rusya-Ukrayna savaşı kıtanın bütün dengelerini sarsıyor. İran merkezli gerilim Hürmüz Boğazı’ndan Akdeniz’e kadar uzanırken savaşın, enerjinin, ticaretin ve diplomasinin sınırları birbirine karışıyor. NATO, tam da böyle bir tarihsel kırılmanın ortasında Ankara’da toplandı. 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi, Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı sıradan bir uluslararası toplantı değildi. Ankara’da yalnızca bir zirve düzenlenmedi; Batı güvenlik mimarisinin geleceği, ittifakın iç dengeleri ve Avrupa’nın savunma sorumluluğu yeniden tartışıldı. Ve bu tartışmanın merkezi Ankara oldu. Türkiye, 1952 yılından bu yana NATO üyesi. Soğuk Savaş yıllarında Türkiye’ye biçilen rol belliydi: Sovyetler Birliği’ne karşı güneydoğu kanadını koruyan askerî bir cephe ülkesi olmak. Türkiye’nin ordusu önemliydi, coğrafyası stratejikti; fakat karar mekanizmalarındaki ağırlığı çoğu zaman askerî katkısının gerisinde kalıyordu. Bugün ise tablo değişti. Karadeniz’e kıyısı bulunan, Kafkasya’ya açılan, Balkanlar’la tarihsel bağlarını koruyan, Orta Doğu’nun merkezinde yer alan ve Akdeniz güvenliğinde belirleyici olan bir Türkiye’den söz ediyoruz. Üstelik Türkiye artık yalnızca güçlü ordusuyla değil; savunma sanayisi, diplomatik kapasitesi, enerji koridorları ve kriz bölgeleriyle kurabildiği temaslarla da öne çıkıyor. 2004 İstanbul Zirvesi’nden 22 yıl sonra NATO’nun yeniden Türkiye’de toplanması, bu dönüşümün güçlü bir sembolüdür. Ankara Zirvesi, Türkiye’nin cephe ülkesi olmaktan çıkarak merkez ülke konumuna yükseldiğini gösterdi. Türkiye, 2026 zirvesiyle NATO’ya ikinci kez ev sahipliği yaptı. Ankara Zirvesi’nin en önemli gündem maddesi, NATO içerisindeki güven kriziydi. ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa ülkelerine yönelik savunma harcamaları eleştirileri, Washington’un Avrupa’daki askerî varlığının geleceği, İran savaşı, Grönland tartışmaları ve İspanya ile yaşanan gerilimler ittifakın iç bütünlüğünü zorluyordu. Avrupa, ABD’nin güvenlik garantisinin eskisi kadar koşulsuz olup olmadığını sorguluyordu. ABD ise Avrupa’ya açıkça şunu söylüyordu: “Güvenliğinizin bedelini daha fazla ödemelisiniz.” Dolayısıyla Ankara’daki zirvenin temel meselesi sadece Rusya değildi. Asıl mesele, NATO’nun kendi içindeki siyasi ve stratejik çatlağı yönetip yönetemeyeceğiydi. Zirvenin sonunda ABD’nin NATO’nun 5. maddesine bağlılığını yeniden teyit etmesi, Avrupa başkentlerinde rahatlama oluşturdu. İttifak, “Bir üyeye yapılan saldırı bütün üyelere yapılmış sayılır” ilkesinin tartışmaya açık olmadığını Ankara’dan yeniden ilan etti. Ancak meseleyi yalnızca yayımlanan bildirinin diplomatik cümleleri üzerinden okumak eksik olur. Ankara Zirvesi, NATO’nun içinde hâlâ ciddi görüş ayrılıklarının........

© Milat