Enerjide yeni merkez
Küresel politik ekonomi, 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla tektonik bir kırılmanın eşiğinde bulunuyor. Yıllardır kuramsal bir tartışma konusu olan "enerji merkezi olma" hedefi, son bir haftada yaşanan baş döndürücü gelişmelerle artık bir temenni olmaktan çıkıp, matematiksel ve finansal bir zorunluluğa dönüştü. Dolmabahçe’de gerçekleşen kritik görüşmeler, dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi olan BlackRock’ın Türkiye ziyareti ve Putin’in "gaz merkezi" ısrarı, aslında aynı büyük resmin farklı parçalarını tamamlıyor: Akdeniz’in yeni statükosu; Ankara-Riyad-Moskova hattında, Türkiye’nin "Güvenli Ada" stratejisiyle yeniden inşa ediliyor.
Finansal mimari: küresel sermaye ve körfez fonlarının kesişimi
Oyunun finansal boyutu, geçtiğimiz yıl küresel sermaye devlerinin devasa altyapı yatırım ortaklıklarını bünyesine katmasıyla yeni bir evreye geçti. Larry Fink, 2026 itibarıyla küresel altyapı yatırımlarına odaklanacağını ilan ederken aslında rotayı çoktan çizmişti. Bu dev fonların Suudi Arabistan Varlık Fonu ile imzaladığı stratejik iş birliği ve bölgedeki uzman kadrosunu kısa sürede üç katına çıkarması, sermayenin "Doğu Akdeniz-Körfez" aksına kalıcı olarak yerleştiğinin en somut kanıtıdır.
Körfez sermayesi için bugün temel mesele artık sadece ham petrol satmak değil, bu kaynağı güvenli ve sürdürülebilir yollarla Batı pazarına ulaştırmaktır. İran’ın Hürmüz Boğazı ve çevresindeki enerji altyapılarına yönelik artan saldırıları, Kuveyt-Anbar hattındaki engelleri aşmayı Suudi Arabistan için bir tercih değil, bir varlık meselesi haline getirdi. İşte tam bu noktada, geçmişte rafa kaldırılan Arap Yarımadası Boru Hattı projesinin yeniden canlandırılması gündeme geliyor. Katar ve bölge ülkeleri için bu hat, Hürmüz’ün riskli sularını devre dışı bırakarak Avrupa’ya ulaşan en güvenli ve düşük maliyetli damar........
