Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (389)
Sabiha Sertel’in ikinci makâlesi: “Şark’la Olan Son Râbıtamızı da Kestik”
Sabiha Sertel’in “Şark’la Olan Son Râbıtamızı da Kestik” başlıklı ikinci makâlesi, Resimli Ay’ın Eyl̃ûl̃ 1928 nüshasında (No: 55-7) intişâr etmiştir. Bunda da, o, her zamanki sinsiliğiyle, hep aynı şeytânî mantıkla, Türk kültürünün topyek̃ûn tasfiye edilip yerine Materyalist Avrupa kültürünün ikâme edilme “cidâl”ini, yaldızlı l̃âflarla allayıp pullıyarak, bizzat kültürü, benliği katledilen mazl̃ûm halka alkışlatma gayreti içindedir. Bu meyânda, Türk kültürünü tezyîf ve Türk milletine usturuplu hakâretler etmekte, Türk milletini, “g̃âvurluk” olarak gördüğü “Avrupalılığı” benimsemediği için “medenî” olmamakla ithâm etmekte, ayrıca, Türk dil ve edebiyâtının, 19. asrın ortalarından îtibâren. Fransız dil ve edebiyâtından istifâde ederek, ne kadar çok gelişmiş olduğunu bilmezden gelmektedir:
“…Türk târihi siyâsî zaferlerle doludur. Fakat hiçbir zafer Türk’ü istiklâline sahip yapmamış, Türk’ü medenî zümreler arasına sokmamıştır. Dünyâ, devâsa bir sür’atle ve terakkî yolunda koşarken, biz başımızı Şark’a çevirmiş, Şark kültüründen getirdiğimiz Dîvan edebiyâtı ile, insanlara acz ve meskenet veren Şark ahlâkı, Şark düşünüşü, Şark tevekkülü ile dünyâya arkamızı dönmüş, medeniyetin, refâh ve saâdetin, istiklâlin ağaçtan armut düşer gibi ağzımıza düşmesini beklemiştik.
“Birbirini izleyen mağlûbiyetler bizim hep Şark kültürü altında milliyetimizi, lisânımızı, benliğimizi kaybetmemizin, Garb medeniyetine ve ilerlemelerine uzak kalmamızın netîceleriydi. […]
“L̃atin har̃flerinin kabûl̃ü ile, eski bir kültürden medenî bir kültüre geçmiş oluyoruz. Ve işte Şark’la olan son râbıtamız da burada nihâyet buluyor.”
“İşte, istiklâlimize sâhib olduğumuz günden beri geçirdiğimiz inkılâplar, bu istiklâli muhâfaza etmek, Türkiye’yi medenî devlet zümrelerinden biri yapmak, bu siyâsî zaferi, iktisâdî, ictimâî zaferlerle donatmak için açılmış birer savaştır.
“Şark kültürü, edebiyâtımıza, lisânımıza, zihniyetlerimize, akîdelerimize, fikrî ve ictimâî hayâtımıza, kıyâfetimize uzun senelerden beri têsîr icrâ etmiş bir kültürdür. Şimdi bir an’ane hâline gelmiş, Türk’ün enerjisini uyuşturmuş olan bu kültürün têsîrlerinden kurtulmak için açtığımız cidâl, son bir zafer daha kazanmıştır.
“Dînle siyâseti ayırdıktan, Şark’ın hukukuna istinâd eden kanûnları medenî kanûnlarla tebdîl ettikten, kıyâfetlerimizi yeknesak ve bediî bir şekle ifrâğ ettikten sonra bugün lisânımızda başlıyan inkılâp, şimdiye kadar yapılan inkılâbın en mühim........
