menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (388)

18 0
yesterday

“İstik̆l̃âl̃ Âmentüsü”

Kâzım Karabekir Paşa, doğruyu söylemiyor, Resmî Temessül İdeol̃ojisi’nin (RESTİ’nin) hep yaptığı gibi, gencliği aldatmıya mı çalışıyordu? Fakat, kitabları “best-seller” yapılan Dönme müellifler, “resmî” târihçiler ne kadar târihi tahrîf etmiye, ideol̃ojik hedeflerine uygun muhayyel bir târih inşâ etmiye, “Biz Cumhûriyeti böyle kurduk!” ikiyüzlülüğüyle sarıklı, başörtülü, kalpaklı Müslüman Milleti tahk̆îr etmiye çalışırlarsa çalışsınlar, İstik̆l̃âl̃ Har̃binin mahzâ İslâm gayretiyle, millî hamiyetle yapıldığı, kütübhâneler, arşivler dolusu vesîkaları ve nesilden nesle intikâl̃ eden hâtıralarıyle, binlerce şehîdi, milyonlarca mazl̃ûmuyle, Milletin en has evl̃âdının rûhundan fışkıran ve onun için de bütün Milleti tek yürekden, tek ağızdan haykırtan “İstik̆l̃âl̃ Âmentüsü”yle gün gibi ortada değil mi? Hattâ, bu delîllerin hepsinden vazgeçsek, sâdece, I. TBMM’de tek tek bütün milletvekillerinin yaptığı şu yemîn dahi bu hak̆îkat̃i isbâta yetmez mi:

“Makâm-ı Hilâfet ve Saltanatın ve Vatanın ve Milletin istihl̃âs ve istik̆l̃âl̃inden başka bir gâye tâk̆îb etmiyeceğime Vallâhi!” (“İlk Meclis ve İlk Yeminler”, Büyük Doğu, 31 Ekim 1947, yıl: II, cilt III, sayı: 70, s. 6, 23 Haziran 2012 tarihli Star gazetesinin tıpkı-basım ilâvesi)

O hâlde, Honoré de BALZAC, Les Illusions perdues – Boşa Çıkan Hayâl̃ler- romanında:

“İki çeşid târih vardır: Resmî târih, yânî mekteblerde okutulan yalancı, düzmece târih ve gizli târih, yânî hâdiselerin hak̆îk̆î sebeblerinin bulunduğu utanc verici târih… (Il y a deux histoires : l’histoire officielle, menteuse, qu’on enseigne… puis l’histoire secrète, où sont les véritables causes des événements, une histoire honteuse.) »

tesbîtinde bulunurken haklı mıydı ?

RESTİ’nin dışı ve içi

Ya RESTİ, bunca senedir koca bir milleti iğfâl̃ etmiye nasıl muvaffak olmaktadır ?

Yoksa, yine o ideol̃ojinin baş sözcülerinden ve “İstik̆l̃âl̃ Mahkemeleri” mezâliminin ilk isimlerinden Kılıç Ali birâderin şu rivâyetine inanmalı mıyız ?

“Bir gün toplanmış olan ve benim de dâhil bulunduğum bir Fırka Dîvânında, Îmâlât-ı Harbiye fabrikasında yapılan kadro dolayısıyle açıkta bırakılan amelelerin vazıyeti müzâkere mevzûu olurken, İsmet Paşa, ameleyi himâye eden Recep Peker merhûma kızarak:

‘- Hâkimiyet-i milliye, efkâr-ı umûmiye sözleri bir lâfz-ı murâddan ve bir takım süslü kelimelerden ibârettir! Böyle birşey yoktur! Bütün dünyâda cârî ve mukadder olduğu gibi, mes’ele, okur-yazar denilen ekalliyetin, okuması-yazması olmıyan ekseriyeti idâre etmesidir! Ekalliyet denilen okur-yazarların da başlarına menfâat yularını geçirip Hazîne yemliğine bağladın mı, bütün idâre yoluna girer ve muntazam işler!’

dedi.” (Kılıç Ali, Atatürk'ün Husûsiyetleri, İstanbul: Sel Yl., Atatürk Kütüphânesi: 2, 1955, ss. 54-55)

Sabiha Sertel’in -dolaylı olarak Kemalizmin içyüzünü ifşâ eden- üç makâlesi

Kafa kurcalıyan ve kolay kolay cevâbı verilemiyen, verilebilse de yazılamıyan bütün bu suâl̃ler bir tarafa,........

© Milat