menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (377)

41 0
26.08.2026

Bernard Lazare’ın Yahûdi Aleyhdârlığı; Târihi ve Sebebleri isimli eserinin (Pâris, 1894) 383. sayfasında, Yahûdi “teşkîlâtlı tesânüdü” hakkında onun en ibretâmiz tesbîti mündericdir: “Mütesânid bir hey’et teşkîl eden Yahûdiler, bugünün bağları gevşemiş ve bölük börçük olmuş cem’iyetinde, kendilerine daha kolaylıkla yer açıyorlar. Etrâflarını saran milyonlarca Hıristiyan, birbirleriyle hodg̃âm çekişmeler içinde olacaklarına kendi aralarında yardımlaşsalar, Yahûdi nüfûzu derhâl ortadan kalkardı. Fakat onlar elbirliği etmiyorlar; etmedikleri için de, Yahûdi, gâyet tabiî olarak, Yahûdi aleyhdârlarının tâbiriyle, hükmedecek veyâ, dîğer tâbirle, âzamî derecede ictimâî avantajlara sâhib olacak ve Yahûdi aleyhdârlarının protesto edip de, varlığı sâdece Yahûdi burjuva sınıfına değil Hıristiyan burjuva sınıfına da bağlı olduğu için, bir türlü yıkamadıkları böyle bir üstünlük, bir hâkimiyet sağlıyacaktır.”

Crémieux’nün kurduğu Alliance, Yahûdi tesânüdünü iyice arttırdı

“(Bu Fasl’ın 21. Hâşiyesi): 1860’da Crémieux tarafından têsîs edilen ve otuz binden fazla kayıdlı âzâsı bulunan Cihânşümûl Yahûdi İttifâkı (Alliance Israélite Universelle), Yahûdi tesânüdünü iyice arttırmıştır. İttifâk’ın gâyesi, mektebler açmak sûretiyle Şark Yahûdisini mânen ve zihnen kalkındırmak, ayrıca, onlara yapılan zul̃me mâni olup acılarını dindirmek, hattâ, onların, tam hürriyetlerine kavuşmalarına çalışmaktır. (L'Alliance Israélite universelle, fondée en 1360 par Crémieux et qui compte plus de trente mille adhérents souscripteurs, n'a pu qu'accroître la solidaritéjuive. Le but de l'Alliance est de libérer moralement et intellectuellement le Juif des pays orientaux en fondant des écoles, en outre de pallier à leur oppression et de travailler même à leur émancipation totale.)

Teşkîlatlı tesânüd, Yahûdilerde bir “ictimâî insiyâk” hâline geldi

“Tesânüd şuûrunu kazandıktan ve îtiyâden onu muhâfazaya devâm ettikden sonra, hattâ Mûsevîliğe îmânlarını kaybetseler dahi, onu kaybedemezlerdi; zirâ bu, onlarda bir ictimâî insiyâk hâline gelmişti (c’était devenu chez eux un instinct social) ve ictimâî insiyâklar da yavaş yavaş teşekkül edip ancak yavaş yavaş kaybolurlar. Şu husûsa da dikkat etmek l̃âzım: Her ne kadar milletler arasına onlarla müsâvî haklarla girdilerse de, ekalliyet olarak kalmıya devâm ettiler. Hâlbuki ekalliyetlerde teşkîlâtlılık rûhunun gelişmesi bir kânûndur ki bu kânûn da, varlığını muhâfaza kânûnuna ircâ edilebilir. Bir kitle karşısındaki her topluluk anlar ki şâyed topluluk olarak mevcûdiyetini idâme etmek istiyorsa, bütün kuvvetlerini birleştirmek mecbûriyetindedir; kendisini inhilâle uğratma tehlikesi arzeden hâricî tazyîk̆e mukâvemet edebilmek için, sımsıkı bir bütün teşkîl etmesi, tek kelimeyle, teşkîlâtlı bir ekalliyet olması l̃âzımdır. İşte Yahûdi ekalliyeti de, teşkîlâtlı bir ekalliyettir. (Après en avoir acquis le sens, après l'avoir conservé par l'habitude. ils n'ont pu le perdre même en perdant la foi, car c'était devenu........

© Milat