Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (371)
(https://mustafakemalim.com/ataturk-picardie-manevralarinda-fransa-28-eylul-1910/; 12.8.2018)
Fransa’da 12 ilâ 16 Eyl̃ûl̃ 1910’da icrâ edilen Picardie Askerî Tatbîkâtında, (İtalya Meşrik̆-i Âzamı’na tâbi) Macedonia Risorta Locası mensûbu iki arkadaş: Pâris Askerî Ataşesi Binbaşı Ali Fethi ve Kolağası Mustafa Kemâl Beyler… Frenk arkadaşlarıyle berâber poz veriyorlar ve -şapkalı kıyâfetleriyle- onlardan tefrîk̆ edilemiyorlar… On beş sene sonra, (aynı Locadan Mustafa İsmet’in tâbiriyle) (Avrupalılardan) “farkımız olmasın” diye, kanlı Şapka İnk̆ilâbı yapılacak, Memleket o hâle getirilmek istenecekdir ki (Mustafa Kemâl’in tâbiriyle) “Türkiye’ye gelen bir Frenk, kendini memleketinde gibi hissedecekdir”… (“Mutlak Şef”in tasdîk ettiği cümle, tam olarak şöyledir: “…Artık Türk toprağı, bir Avrupalıya, yabancı bir memleket, garîb bir diyâr hissini vermiyecek; o, tıpkı kendi memleketinde, kendi memleketinin insanları arasında dolaşıyormuş gibi olacak…” -Tam metinler ve kaynaklar için Yahûdilik-Masonluk Münâsebeti; Milat, 11.10.2024/76’ya mürâcaat-)
“Resmî İdeol̃oji”nin tasfiyesine râzı olsalar, bir arada yaşıyabiliriz
Binâenaleyh, Sabataî Cemâati, bize, kendi dünyâ görüşü olan Kemalizmi dayatmasa, kezâ Kemalizmin “Resmî İdeol̃oji” sıfatıyle tasfiye edilmesine râzı olsa:
Hepimiz, têsîs edilecek sahîh bir Cumhûrî Nizâmın vatandaşları olarak, Temel İnsan Hak ve Hürriyetleri zemîninde, sul̃h içinde bir arada yaşıyabiliriz ve aramızda, şiddete dayalı çatışmalar değil, sâdece nezîh fikrî tartışmalar cereyân eder; muhtemeldir ki, karşılıklı iyi niyetle, Memleket mes’elelerine müşterek hâl̃ çâreleri bulabiliriz… (“Temel İnsan Hak ve Hürriyetleri”nden -les droits fondamentaux de l’homme- kasdımız, tamâmı insanın fıtrî husûsiyetlerinin şuûrlu ifâdesi olan, Beşeriyetin binlerce senelik târihinden süzülüp gelen ve Kitâbullâh’la da tasdîk̆ edilmiş bulunan “Temel İnsan Hak ve Hürriyetleri”dir ki 1948 Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyânnâmesi’yle pek güzel ifâde edilmişler ve İnsanlık Âleminin kısm-ı âzamı tarafından kabûl̃e mazhar olmuşlardır… Elbette ki cinsî sapıklık cinsinden hâller, zinâ, fuhuş cinsinden hâller, kezâ muhtelif iffetsizlik hâlleri -ki onlar da cinsî sapıklık tezâhürleridir- insan fıtratına, dîğer tâbirle “tabiî hukûk” telak̆k̆îsine aykırıdır; bu gibi insan fıtratıyle, insan haysiyetiyle kâbil-i têlîf olmıyan hâl̃leri İnsan Hakları cümlesinden addetmek, İnsan Haklarını temelinden dinamitlemek, nezîh beşerî münâsebetleri fesâda uğratmaktır… Sırf bu hak̆îkat noktainazarından dahi,........
