Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (368)
“Sâkin bir vazıyette sehpâya doğru yürüdü… İnanclı adam tabiî; Allâh'a kavuşacak!”
“Biraz daha ilerleyince idam sehpasını gördüm. İrkildim. Köşeyi dönünce, orada meydan var, meydanda sehpa var. Görecek o sehpayı, görünce ne yapacak diyorum ben kendi kendime. Hiçbir şey demedi, önüne bakarak yine sakin bir vaziyette sehpaya doğru yürüdü. Ama Menderes çok rahattı. İnançlı adam tabii, Allah'a kavuşacak. Bunları hesaplamış. Onun bu rahat tavrı beni de rahatlattı.
“Îdâm hükmü okundu; Menderes: ‘Allâh, Milletimize zevâl̃ vermesin!’ dedi.”
“Menderes, adaya iner inmez komutanın odasına götürüldü. İdam hükmü okundu. ‘Menderes, Allah milletimize zeval vermesin.’ dedi.
Odada İmâm beş dak̆îka telk̆înde bulunuyor… Biraz sonra îdâm sehpâsına çıkıyor… İmâm: ‘Kelime-i Şahâdet getirelim!’ diyor; Kelime-i Şahâdet getiriyorlar… Çingene, iskemleye vuruyor; Menderes, ipte dönmiye başlıyor… Yarım sâat̃ kadar can çekiştikden sonra rûhu Rabb’ine kavuşuyor…
‘İdama gitmeden önce hoca ile görüşmek ister misiniz?’ dediler o odada.
‘Hemen beş dakika görüşeyim.’ dedi. Hemen orada beş dakika görüştü.
“Görüştükten sonra orada beyaz gömleği giydirdiler. Aşağı yukarı onbeş yirmi dakika geçti. Birileri ikide bir içeri girip çıkıyorlardı. Beni bekliyorlardı. ‘Daha hazır değil mi, daha hazır değil mi?’ diye sıkıştırıyorlardı. Makinenin [Fotoğraf makinesinin] ayarlarını yapıyordum.
“İmamla görüştükten sonra orada beyaz gömleği giydirmişler. İdam sehpasına doğru yürümeye başladık… […]
“Hoca: ‘Şahadet getirelim.’ dedi. Kelime-i şahadet getirdiler.
“Orada boynunda iple sakin bir vaziyette durduğu bir resim var. Menderes'in yan tarafa doğru bakan resmi. Kime bakıyordu diye epey tartışıldı. Hocaya bakıyordu. Beraber kelime-i şahadet getiriyorlardı. O resmi hiç unutamam.
“Menderes, asıldığı andan itibaren dönmeye başladı. İdamlarda yarım saat sonra ölüm tahakkuk edermiş.
“Hep beraber daha fazla orada beklemeden yan tarafa gazinoya geçtik. Mini bir parti gibi bir şey hazırlamışlar. Adanın üzümünden ikram ettiler. Herkesle beraber yedik. Herkes mutlu, herkes sevinçli…
“Menderes’i 14.30 sularında astılar…” Hâkim Vasfi Göksu: “40 kişiye îdâm karârı verdim; üçünü astılar!” diye hayıflandı…
“Öğleden sonra 14.30 sularıydı. Menderes asıldı. Daha birkaç dakika bile geçmemişti ki darağacının hemen yanındaki gazinoya geçtik. Üst düzey yetkililer, bazı savcı ve Menderes'in idam kararında imzası bulunan bazı hakimlerin mutluluğu yüzlerine yansımıştı. Adadan toplanan üzümlerle bir anlamda parti yaptılar. İdamı kutladılar. Hakimlerden bir tek Vasfi Göksu biraz neşesizdi. ‘40 kişiye idam kararı verdim, üçünü astılar.’ diyordu.” (http://www.zaman.com.tr/pazar_once-menderesi-astilar-sonra-gazinoda-kutlama-yaptilar_1041051.html; 19.9.2013)
(Takvim, 17.9.2019; https://www.takvim.com.tr/galeri/guncel/gorulmemis-fotograflariyla-idaminin-58yilinda-adnan-menderes-demokrasinin-en-kara-gunu#18; 30.7.2026)
“İdamından bir yıl sonra hazırlanan “Fotoğraflarla Menderes” isimli albümden…” (https://www.memurlar.net/album/385/adnan-menderes-in-gorulmemis-fotograflari.html) (30.7.2026)
Üstte solda, Diyânet İşleri Reîsi Ahmed Hamdî Akseki, Başvekîl Adnan Menderes’le görüşürken… Üstte sağda, Menderes’in Başvekîl olmasından bir buçuk ay kadar sonra, iki Totaliter Şef devrinde hiç düşünülemiyecek bir hâdise: “Yakında Ankara ve İstanbul radyolarında haftanın muayyen günlerinde Kur’anı Kerim okunması hazırlıklarına başlanmış, sesi güzel hafızlar tarafından Radyoevinde plâk doldurulmasına........
