menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (357)

12 0
latest

Kemalizmin Milletimize revâ gördüğü kültür jenosidi, Avrupa Birliği’ne iltihâk ile ikmâl̃ olacaktır

… Milletimize karşı topyek̃ûn kültür jenosidi, Lozan’da, Gizli-Kuvvet ile onun Türkiye’deki uzantısı ve Avrupa arasında ortak bir proje hâline geldi. Böylece, Milletin canını dişine takarak onca fedâk̃ârlıkla yürüttüğü ve sonunda askerî bir zafer elde ettiği İstik̆l̃âl̃ Harbinin, Lozan’da, bir kurtuluş fermanıyle netîcelenmesi umulurken, tam ak̃sine, Lozan, Türklüğün ve Müslümanlığın bir ölüm fermanı oldu. Nitekim, Türkiye’de Lozan sonrası yaşananların, hep Lozan’daki projenin tatbîkâtı olduğu anlaşılmakta ve bu bakımdan, onların, başlangıcından günümüze kadar, dâimâ, İnsan Haklarını kendine alem yapmak iddiâsındaki ikiyüzlü Avrupa’nın alkışları altında cereyân ettiği gözlenmektedir. [Aslında, Lozan’daki projenin de evveliyâtı vardır: Bu çalışmamızda k̃âfî derecede delîllendirdiğimiz vechiyle, “Ekseriyeti Türklerle Mesk̃ûn Bölgelerle Mahdûd L̃aik Türkiye Projesi”, 1900 senesi civârında, İtalya Meşrik̆-i Âzamı’na tâbi Selânik Maçedônya Risôrta Locası’nda hazırlanmıştı. “Laik Türkiye”nin ise, ancak bir kültür jenosidiyle gerçekleşebileceği âşik̃ârdır…]

Günümüzde, Müslüman Türk kültürüne müteveccih tahrîbât, bütün hız ve şiddetiyle devâm etmektedir. Türkiye’de, bu vetîrenin bir mahsûl̃ü olarak, bir taraftan, belki nüfûsun üçte biri oranında, hemen hemen tamâmen Avrupa’ya temessül etmiş bir büyük topluluk ortaya çıkmıştır ve her bakımdan resmî himâye gören, her zamân önü açılan bu zümre giderek büyümektedir. Türkiye’nin bütün siyâsî-hukûkî nizâmı bu kitlenin lehine olarak tanzîm edilmiş bulunmaktadır.

Dîğer taraftan, bu tamâmen temessül etmiş topluluktan muhtelif derecelerde farklı olan daha büyük bir câmia da mevcûddur. Ne var ki bu câmiada dahi kültür aşınması endîşe verici seviyededir ve belki bundan daha vahîm olan husûs, bu câmiaya mensûb olanlar da, zihniyet ve hayât tarzları îtibâriyle, aslında, târihî Türk kültüründen ne kadar uzaklaşmış olduklarının farkında değillerdir.

Dîğer pek vahîm bir husûs da, o kültürü, özünü muhâfaza ederek ve yeni hayât ve dünyâ şartlarına intibâk ettirerek inkişâf ettirmek şuûr ve azminden mahrûm görünmektedirler. Hâlbuki, târihî Türk kültürü, çok şuûrlu ve âfâkî (objectif) bir şekilde, evvelâ özü ortaya konulup, sonra bu öz muhâfaza edilerek yeni hayât şartlarına intibâk ettirilmediği takdîrde, zâten hayâtiyetini devâm ettirme kudretine sâhib olamıyacaktır.

Bugün kültür hayâtımızda ne korkunc bir tahrîbâta mârûz bulunduğumuzu idrâk̃........

© Milat