menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (350)

18 0
20.07.2026

MÜSLÜMANLIK NOKTAİNAZARINDAN ADNAN MENDERES HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME

Buraya kadarki araştırmamızla, muâsır târihimizi şekillendiren birçok şahsıyetle berâber Adnan Menderes’in de âilevî bağları ve mensûb olduğu ictimâî muhît geniş mik̆yâsta gün ışığına çıkmış bulunuyor. Bu vâkıa, bir ferdi değerlendirmek ve onun hakkında kanâat̃ edinmek için büyük ehemmiyeti hâiz olmakla berâber, aslolan, onun kendine mahsûs ak̆îdevî-fikrî tercîhleri, davranış şekilleri, fiilleridir. Birinci husûs, ancak bu aslolan husûsu tesbît ve îzâha yaradığı nisbette kıymeti hâizdir.

Bu mevzûadan (postulat) yola çıkarak, Müslümanlık noktainazarından Adnan Menderes hakkında bir değerlendirmede bulunmak istersek, onun şahsıyetinin de, -bir Devlet Adamı sıfatıyle- icrââtının da hem müsbet, hem de menfî vecheleri üzerinde durmak ve -husûsen- Rabb’imizin Huzûruna hangi îmânla ve hangi hâletirûhiye içinde çıktığına dikkat etmek mecbûriyetindeyiz.

Burada, bunların, iki sütûn hâlinde uzun bir listesini çıkarmak niyetinde değiliz. Sâdece, bizim değerlendirmemizde têsîri olan müsbet ve menfî birkaç misâl̃e işâret edip hâssaten son demindeki hâl̃i üzerinde durmak istiyoruz.

Evvelâ tenk̆îde şâyân hâl̃lerine ve siyâsî icrââtına işâret edelim:

A) Menderes’in tenk̆îde şâyân hâl̃leri ve siyâsî icrââtı

♦ Her şeyden evvel şu husûsu dikkate almak lâzımdır ki o, bir “İsl̃âm lideri” değildi; “İsl̃âm Dâvâsı” gibi bir mes’elesi yoktu. Binâenaleyh, ondan, bir “İsl̃âm liderinin” davranış ve hizmetlerini beklemek yanlış olur…

♦ Sosyetik bir muhîtin insanıydı ve hayât tarzı da bu muhîte muvâfıktı…

♦ Yetiştiği muhîtin têsîriyle Mustafa Kemâl hayrânıydı ve Kemalizmden kopamadı… 10 Kasım 1953’te “Ebedî Şef”in naaşının Etnoğrafya Müzesi’nden Kemalist Panteon’a taşınması merâsimine tekaddüm eden günlerde, naaşın muvakkat kabrinden çıkarılıp katafalka konulma muâmeleleri esnâsında (4 Kasım 1953), Makbûle Hanım’ın yanı başında, işlere, âdetâ huşû içinde bir tavırla nezâret ettiği dikkati çekiyor…

Bundan daha vahîmi, çalışmamızın evvelki kısımlarında tafsîlâtıyle îzâh ettiğimiz vechiyle, naaşın vazıyetini teftîşe mêmur Marazî Teşrîh (Pathologie) Profesörü Kâmile Şevki Mutlu’nun şahâdeti hilâfına, muvakkat kabirden çıkarılan (gül ağacından mâmûl̃) tâbutun (9 kasım 1953’te) açılmasını müteâk̆ib, “kurşun tâbuttan çıkarılan naaşın kefenli olduğu” ve “kurşun tâbuttan çıkarılarak”, yânî tahnît (takrîbî dîğer tâbirle, mumya) bozulduktan sonra (yeni îmâl̃ edilmiş) ceviz tâbuta nakledildiği gibi bir yalan beyânâta Hük̃ûmetin başı olarak o da imzâ attı! Çalışmamızın o pasajını hatırlatalım:

Mustafa Kemâl’in naaşının tahnîtinin bozulduğu yalanına o da........

© Milat