menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MUSTAFA KEMÂL'İN UYDURMA ŞECERELERİ VE HAKÎKÎ MENSÛBİYETİ (236)

10 0
03.02.2026

Kemalist Rejimde, bütün gazeteciler “İnk̆ilâbın sâdık birer hâdimi”

Bilâhare, mezk̃ûr gazeteciler, bir fazlayle (Gündüz Nadir), Diyârbekir'den, aynı mâhiyette bir yakarış telgrafı daha çekiyorlar...

Bunu, muhâkeme edilen on gazetecinin imzâladığı 13 Eylûl 1341 (1925) târihli yakarış telgrafı tâk̆îb ediyor:

“Şark İstiklâl Mahkemesi karşısında isticvâblarımız icrâ ve ikmâl olunduğu şu günlerde, nîmete karşı şükrân kabîlinden bir hareketle, büyüklüğünüzün mânevî huzûruna çıkmayı vecîbeden addettik. Cumhûriyet'in sâdık birer amelesi, İnkılâbın samîmî birer hizmetçisi olduğumuzu isbât etmiş olmak kanâatiyle, sonsuz bir fahr ve gurûr duyarak Zât-ı Riyâsetpenâhîlerine, bir kerre daha arzederiz ki bu kanâat şu dakîkada vicdânlarımızı müsterîh etmekle berâber, bundan daha çok güvendiğimiz nokta, asîl kalbinizin hatâları örten lûtfudur. İlh…” (Soyak 1973: I/346-348)

Soyak'ın tasrîh ettiğine göre, “Büyük Rehber”, bu “telgraflardan çok mütehassis oluyor” ve “gazetecilerin samimî bir intibah ve nedamet ifade eden telgraflarını, aynen, İstiklâl Mahkemesine ulaştırmayı ve böylece onların lehinde tecelli eden şahsî duygu ve düşüncesini belirtmeyi münasip görüyor”:

“Şark İstiklâl Mahkemesi Müddeiumûmîliği'ne,

“Gazetecilerin Mahkemeye celbinden sonra, Anadolu'da ve isyân sâhasındaki meşhûdâtları üzerinde hatâ ettikleri ve nâdim oldukları hakkındaki telgrafnâmelerini evvelce Mahkemenin nazar-ı adâletine takdîm etmiştim. Yine müştereken, yukarıdaki telgrafla mürâcaat ediyorlar. Bunu da nazar-ı insâfa almak muvâfıktır, Efendim. Reîsicumhûr Gazi Mustafa Kemâl.”

Bu müdâhale üzerine, bütün gazeteciler berâat ettiriliyor:

“Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal imzasiyle Mahkemeye çekilen bir telgrafda: ‘On gazetecinin imzasiyle kendisine çekilen bir telgrafın leffedildiği, bunu dikkate almanın insafa uygun olacağı' söyleniyordu.

“İşte bunun üzerine, büyük kurtuluş ve sevinç saati geldi. Mahkeme hepimiz hakkında beraat kararı verdi. Mevcut kanunlar dairesinde yayın vazifelerini yaptığımızı, ortada suç bulunmadığını kararda belirtti. ‘Devlet otoritesini sarsarak isyana sebep olmak' isnadı ortadan kalkmıştı…” (Yalman 1970: III/187-188)

Totaliter Rejimde işler böyle yürüyordu…

Bütün mes’ele, gazetecilerin kayıdsız şartsız itâatini têmîndi

Diyârbekir / Elâziz İstiklâl Mahkemesi'nde görülen “Gazeteciler Dâvâsı”, müretteb “İzmir Sûiksadi” Dâvâsından da, Diyârbekir “Şeyh Saîd İsyânı” veyâ Rize........

© Milat