Yorulan sadece bedenler değil, zihinlerde tükeniyor
Modern çağın en büyük yanılgılarından biri, yorgunluğun yalnızca fiziksel bir durum olduğuna inanılmasıdır. Oysa bugün insanlar sadece bedensel olarak değil, zihinsel, duygusal ve ruhsal olarak da tükenmiş durumda. Sabah uyandığında kendini dinlenmiş hissetmeyen, gün içerisinde en küçük sorumlulukta bile zorlanan, kalabalıkların içinde yalnızlaşan insanların sayısı her geçen gün artıyor. Çünkü artık yorulan sadece bedenler değil, içimizdeki sessizlikte ağırlaşıyor
Eskiden yorgunluk daha çok fiziksel emekle ilişkilendirilirdi. Uzun saatler çalışan işçiler, tarlada çalışan çiftçiler ya da gün boyu hareket halinde olan insanlar bedenlerinin sınırlarını hissederdi. Şimdi ise masa başında çalışan bir insan da aynı derecede tükenmiş hissedebiliyor. Çünkü insan zihni sürekli bir uyarılma halinde yaşamaya başladı. Telefon ekranları, bitmeyen bildirimler, yetişmesi gereken işler, ekonomik kaygılar, sosyal baskılar ve her şeye yetişme zorunluluğu bireyin iç dünyasını sessizce tüketiyor.
En tehlikeli yorgunluk türü ise görünmeyen yorgunluktur. İnsan bazen saatlerce uyur ama yine de dinlenemez. Çünkü sorun bedenin değil, zihnin taşıdığı yüklerdir. Sürekli düşünmek, kaygılanmak, kendini yetersiz hissetmek, başkalarıyla kıyaslanmak insanın enerjisini fark ettirmeden azaltır. Günümüzde birçok insanın “hiçbir şey yapacak gücüm yok” demesinin altında çoğu zaman fiziksel değil, psikolojik tükenmişlik yatmaktadır.
Sosyal medya çağında insanlar yalnızca hayatlarını yaşamıyorlar, aynı zamanda hayatlarını kanıtlamaya çalışıyor. Mutlu görünmek, başarılı görünmek, güçlü görünmek adeta zorunlu hale geldi. Oysa insan sürekli güçlü kalamaz. Sürekli üretken, motive ve enerjik olmak gerçekçi değildir. Fakat modern dünya insanlara durmayı değil, hep devam........
