Erken çocuklukta mülkiyet kavramı
Bir çocuğun oyuncağını sımsıkı sarılıp “Bu benim!” demesi çoğu zaman paylaşmayı bilmemek olarak yorumlanır. Oysa bu küçücük cümlenin ardında, çocuğun gelişen benlik algısı, güven ihtiyacı ve sosyal dünyayı tanıma çabası vardır. Mülkiyet kavramı yalnızca bir eşyaya sahip olmak değil, bireyin kendisiyle dünya arasında kurduğu ilk anlamlı bağlardan biridir.
Yaşamın ilk yılında bebekler, kendilerine ait olduğunu düşündükleri bir oyuncak başkasının eline geçtiğinde tepki göstermeye başlar. Bu, sahiplik duygusunun ilk işaretlerinden biridir. Yaklaşık iki yaşında “benim” ve “senin” kavramlarını kullanmaya başlayan çocuk, yalnızca konuşmayı değil, hak, sınır ve aitlik duygusunu da öğrenmektedir. Artık sadece nesneleri tanımaz, onların kime ait olduğunu anlamaya çalışır. Bu süreç, benlik gelişiminin en önemli basamaklarından biridir.
Çocuk büyüdükçe sahiplik anlayışı da olgunlaşır. Üç yaş civarında kendi haklarını savunmaya başlarken, başkalarının haklarını anlaması biraz daha zaman alır. Beş yaşına doğru ise istemenin sahip olmak anlamına gelmediğini kavrar. Bir oyuncağı çok istemek, ona sahip olmayı sağlamaz. Hediye verme, ödünç alma ve satın alma gibi yollarla mülkiyetin el değiştirebileceğini........
