menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarihin ve zamanın özünü aramak: Öze Dönüş

19 0
15.10.2026

Türkiye'nin yakın siyasi ve toplumsal tarihinde, yüksek sesle konuşmaktan çok sessiz ve sabırlı bir emekle insan yetiştirmeye, topluma değer katmaya ve daha adil bir hayatın mümkün olduğuna inanmaya çalışan bir toplumsal hareket.

Evet; Öze Dönüş Hareketi'nin mensupları ve bu anlayışın taşıyıcıları, yaklaşık 45 yılı aşkın bir süredir başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere Türkiye'nin hemen hemen her bölgesinde insani değerlerin güçlenmesi, ahlaki ve fikri birikimin geliştirilmesi ve örnek bir neslin yetişmesi için çeşitli alanlarda gayret gösteren insanlar olarak dikkat çekmektedir.

Bu uzun soluklu çabanın merkezinde yalnızca siyasi hedefler değil; insanın eğitimi, ahlaki gelişimi, dayanışma kültürü, adalet duygusu, bilgiyle buluşması ve topluma karşı sorumluluk bilincinin güçlendirilmesi gibi daha köklü meseleler yer almıştır. Bu yönüyle Öze Dönüş'ü yalnızca bugünün siyasi atmosferi içerisinde ortaya çıkmış yeni bir arayış olarak değerlendirmek eksik kalacaktır.

Hareketin arkasında, yıllar boyunca farklı şartlar altında insanı merkeze alan bir anlayışı yaşatmaya, toplumsal yaraları onarmaya ve geleceğin daha bilinçli, ahlaklı, adil ve sorumlu nesillerini yetiştirmeye çalışan bir tecrübe bulunmaktadır. Bugün ortaya konulan “Öze Dönüş” fikri de bu uzun birikimin, değişen Türkiye şartları içerisinde yeniden ifade edilmesi ve toplum olarak kaybettiğimiz özü yeniden arama çabası olarak okunabilir.

Evet; Türkiye’de toplum ve siyaset uzun zamandır maalesef keskin kamplaşmaların ve birbirini tüketen siyasi polemiklerin gölgesinde yol alıyor. Siyasetin dili sertleşiyor, toplumsal fay hatları derinleşiyor, farklılıklar ortak bir hayatın zenginliği olmaktan çıkarılıp çoğu zaman bir tehdit unsuru gibi sunuluyor. Böyle bir atmosferde Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, yeni bir siyasi sloganın ötesinde, siyasetin ahlaki ve fikri zeminini yeniden kuracak bir arayıştır.

Tam da bu noktada “Öze Dönüş” fikri üzerinde durmak gerekiyor.

Öze Dönüş Hareketi'nin 2025 Manifestosu, Türkiye'nin bugün yaşadığı siyasal, toplumsal ve ahlaki sorunlara verilmiş kapsamlı bir cevap arayışı olarak değerlendirilmelidir.

Hareketin belki de en dikkat çekici tarafı, meseleyi doğrudan “insan”dan başlatmasıdır. Adalet, ahlak, özgürlük, birlikte yaşam, dayanışma ve refah gibi başlıkların manifestonun ilk bölümünde evrensel ilkeler olarak ele alınması, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu ortak zeminin nerede aranması gerektiğine ilişkin önemli bir işaret veriyor. Çünkü Türkiye'nin temel problemi farklılıkların varlığı değildir. Asıl problem, farklılıklarla birlikte yaşama kültürünün yeterince güçlü olmamasıdır.

Türk, Kürt, Arap; Sünni, Alevi; muhafazakâr, seküler; dindar, farklı inançlara sahip veya inançsız insanlar aynı ülkenin yurttaşlarıdır. Farklı siyasi düşüncelere, hayat tarzlarına ve dünya görüşlerine sahip olabilirler. Demokratik toplumun görevi bu farklılıkları ortadan kaldırmak değil, onların adalet ve hukuk temelinde birlikte yaşayabilmesini sağlamaktır. Öze Dönüş Manifestosu'nun “birlikte yaşam” vurgusu bu bakımdan önemlidir. Farklılıkları bir tehdit olarak görmek yerine ihtiram temelinde bir arada yaşama fikrini savunması, Türkiye'nin kronikleşmiş kutuplaşma sorununa........

© Milat