“Ağa ile Maraba: Washington ile Tel Aviv’in yol hikâyesi”
Anadolu’nun kadim topraklarından süzülüp gelen o meşhur "Ağa ile Maraba" hikayesini bilirsiniz. Hani hırs, kibir ve mülkiyet deliliği yüzünden yoldaki tezeği önce marabasına yediren, sonra aynı tezeğe kendisi muhtaç olan ağanın hikayesi…
Hani yolun sonunda mal yine eski sahibine döndüğünde marabanın o meşhur, can alıcı soruyu sorduğu kıssa: "Ağam, köyden çıkarken araba senindi, köye dönüyoruz araba yine senin. Peki biz bu tezeği neden yedik?"
İşte tam da bugün, Washington ve Tahran arasında İsviçre’de imzalanan 14 maddelik barış anlaşmasının ardından küresel kamuoyunun hafızasında çınlayan soru budur: Peki bu savaş niye yapıldı?
Aylardır süren katliamların, harap edilen şehirlerin, petrol ambargolarının, tıkanan küresel ticaretin ve dökülen masum kanlarının ardından gelinen nokta tam bir trajikomik tiyatrodur.
Amerika Birleşik Devletleri ve onun bölgedeki şımartılmış karakolu İsrail, Ortadoğu’ya hunharca bir tezek yedirme yarışına girişmiş, nihayetinde kendi tükürdüklerini yalayarak masaya oturmuşlardır.
Siyonist Kibir ve Beyaz Saray’ın Maşalığı Savaşın ilk günlerini hatırlayın. Şubat 2026'da ABD ve İsrail’in başlattığı o devasa hava saldırılarını, suikastları, nükleer tesisleri bombalama tehditlerini göklere çıkaran ABD medyası, dünyaya "demokrasi" ve "güvenlik" pazarlıyordu.
İsrail’deki savaş suçlusu Netanyahu şebekesi, Amerikan imparatorluğunun askeri gücünü kendi........
