menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TAŞLA YAZILAN TARİH

11 0
03.10.2026

Bir şehri tanımak için bazen uzun uzun tarih kitapları okumaya gerek yoktur. Şehrin eski bir sokağında yürümek, taş bir çeşmenin önünde durmak, yüzyıllık bir hanın kapısından içeri bakmak yeterlidir.

Çünkü bazı şehirler tarihini kâğıda değil, taşa yazmıştır.

Bugün yanından geçip gittiğimiz bir çeşme, geçmişte nice insanın susuzluğunu gidermiş olabilir. Bir hanın avlusunda günlerce konaklayan tüccarlar, uzak diyarlardan getirdikleri malları burada dinlendirmiş; kervansarayların duvarları ise yolculukların, ayrılıkların ve kavuşmaların sessiz şahidi olmuştur.

Biz bugün yalnızca bir yapı görürüz.

Oysa geçmiş, o yapının içinde yaşamaya devam eder.

Bir tas suyun hatırası

Çeşmeler, medeniyetimizin en zarif izlerinden biridir.

Su, yalnızca bir ihtiyaç olarak görülmemiş; insana ikram edilen bir nimet, paylaşmanın ve hayrın bir vesilesi kabul edilmiştir. Bu sebeple şehirlerin sokaklarında, meydanlarında ve cami çevrelerinde çeşmeler yükselmiştir.

Bir çeşmenin kitabesine baktığımızda yalnızca birkaç satır yazı görmeyiz. Orada bir insanın hayır anlayışını, toplumun dayanışma kültürünü ve geçmişin estetik zevkini de görürüz.

Belki de o çeşmeden yüzlerce yıl önce bir çocuk su içti.

Bir anne testisini doldurdu.

Bir ihtiyar dinlenip duasını etti.

Bugün suyu akmıyor olabilir.

Ama hatırası hâlâ akıyor.

Hanların sessiz yolcuları

Hanlar ise ticaretin olduğu kadar insan hikâyelerinin de........

© Milat