Toplumsal çürümeyi kabullenmiyoruz
Nice yazımızda “çürümeye” dikkat çektiğimizi bilirsiniz.
Hemen her alanda, her yerde çürüme!
Bizim gibi herhangi bir partiyle, menfaat ilişkilerinin hâkim olduğu yapıyla ilişkisi ve kimseden “duadan başka” beklentisi olmayan gazetecilerin “ikaz” etmesi önemli.
Eleştirilenlere, ikaz edilenlere karşı tavrı olan, onlar ne yaparlarsa yapsınlar “yanlış” diyecekleri bilinen gazetecilerin söyledikleri pek dikkate alınmıyor.
Bizler söylemeye, dilimiz döndüğünce ikaz etmeye devam edeceğiz kısmetse.
Desteğe ihtiyacımız var.
Özellikle de “hassas” sivil toplum kuruluşlarının desteğine.
“Hassas” sivil toplum kuruluşlarının çoğu, tıpkı “medyamız” gibi “menfaat ilişkilerine” yaslanmalarından, güç odaklarına bağlı ve bağımlı olmalarından dolayı maalesef pek hareket edemiyorlar.
Böyle olunca da memleketimiz önemli bir imkândan mahrum kalıyor.
Herkesin ikaz edilmeye, eleştirilmeye, yanlış yaptığında “tepki görmeye” ihtiyacı vardır.
Bu ihtiyaç “yakın çevreler” tarafından giderilmediğinde yanlışta ısrar ve yanlışlara yanlış eklemek kaçınılmaz hale gelir. Bizler, her eleştirinin, her ikazın “niyet okumalarla” kötü niyete yorulduğu bir ortamda derdimizi anlatmaya çalışmanın zorluklarını yaşarken, sivil toplumdan ara sıra gelen “yapıcı eleştirilere” dört elle sarılıyor, bunların duyulması için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.
Belki görmüşsünüzdür, yıllardır yazdıklarımızın geniş bir özeti niteliğindeki güzel bir açıklama düştü kamuoyunun gündemine.
Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfı’nın “TOPLUMSAL ÇÜRÜMEYİ KABULLENMİYORUZ!” başlıklı açıklamasını olduğu gibi buradan da yansıtmayı bir görev biliyoruz.
Her kelimesini dikkatle okumanız ve üzerlerinde tefekkür etmeniz dileği ile…
İnsan Kalmak İçin Bir Çağrı
Bize emanet edilen dil, din, mahremiyet, aile ve istikbal göz göre göre eriyor. Susanlar bu vebalin ortağıdır. Bu metin bir rica değil, bir........
