menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dijital vatan akademisi kuruluyor!

37 0
16.08.2026

Yarın “Bismillah” diyerek başlıyoruz İnşaAllah.

Bütün Türkiye’ye hatta dünyaya yaymayı düşündüğümüz DİJİTAL VATAN AKADEMİSİ Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nde (ASBÜ) derslerine başlıyor nasipse.

Bu konuda hem gazetemiz MİLAT’ta, hem de Haber7.Com da yazılar kaleme almıştık.

ASBÜ Rektörü Sayın Musa Kazım Arıcan Hocamız da bilgi, heyecan yüklü bir yazı kaleme aldı, Türkiye Yazarlar Birliği’nin sitesi için.

Biz de oradan alıp dikkatlerinize arz ediyoruz bu güzel yazıyı.

BİR SOHBETTEN DOĞAN FİKİR!

Büyük fikirlerin çoğu zaman bir çalışma masasının başında, önceden hazırlanmış planların sonunda değil; bir sohbetin, bir cümlenin, bir ısrarın içinde doğduğunu biliriz. Dijital Vatan fikrinin hikâyesi de böyle başladı.

Yıllardır kalemiyle ve sözüyle bir kavramın ısrarla altını çizen bir isim var aramızda: Gazeteci-yazar Serdar Arseven. O, “Manevi Vatan” derken yalnızca gündelik bir hassasiyeti dile getirmiyor; bir milletin gözle görülmeyen, ama toprak kadar gerçek olan varlık alanına işaret ediyor. İnsan, aile, dil, ahlak, inanç, hafıza, kültür, aidiyet duygusu — Serdar Arseven’in yıllardır “zemini kayıyor

” diye uyardığı bu manevi servet, onun yazılarının ve konuşmalarının değişmez ekseni oldu.

Onunla bu meseleler üzerine konuşurken bir soru belirdi ve bir daha zihni terk etmedi: Manevi Vatan’ın çağımızdaki en büyük mücadele alanı artık dijital dünya değil midir?

Çünkü insanın yaşadığı yer değişmemişti sadece; genişlemişti. İnsan artık yalnız evinde, sokağında, şehrinde değil; bir de dijital dünyada yaşıyordu. Sohbet bizi kaçınılmaz olarak yeni bir kavrama taşıdı: Dijital Vatan.Bir fikrin bu şekilde doğması, onu daha az ciddi kılmaz; aksine daha canlı kılar. Çünkü kavram, önce yaşanmış bir kaygıdan, sahici bir gözlemden süzülmüştür. Serdar Arseven’in gazetecilik ve sosyal medya haberciliği alanındaki uzun tecrübesi, bu kavramı soyut bir teoriden çıkarıp gündelik hayatın içine, ekranın önünde geçirilen saatlerin gerçekliğine oturttu. Bir fikrin böyle bir mektebe, bir eğitim seferberliğine dönüşmesi de kanaatimizce medeniyetlerin kuruluş sırrına dair bir şey söylüyor: Önce bir insan dert edinir, sonra o dert bir kavrama, kavram bir projeye, proje de insan yetiştiren bir kuruma dönüşür.

Toprağın Bedeni, Kültürün Ruhu, Ekranın Sinir AğıVatanı yalnızca harita üzerindeki bir sınır olarak düşünmek, onu fakirleştirmektir. Toprak, bir milletin bedenidir elbet; ama beden başlı başına bir anlam taşımaz, onu anlamlı kılan içindeki nefestir. Dil, tarih bilinci, aile, ahlak, sanat — bunlar bir milletin ruhudur, yani Manevi Vatan’dır. Dijital alan ise artık bu bedenle ruhun birbirine bağlandığı bir sinir ağı gibi işliyor: milyonlarca ucu olan, her dokunuşta titreşen, hem en uzak diyarları yakınlaştıran hem de en yakın ilişkileri seyrekleştirebilen bir ağ.Üç katmanlı bir vatan tasavvurundan söz edebiliriz artık: Üzerinde yaşadığımız ve egemen olduğumuz coğrafya olarak Maddi Vatan; dilimiz, inancımız, ahlakımız, ailemiz ve müşterek hafızamız olarak Manevi Vatan; ve bu maddi-manevi varlığımızın çağın teknolojik ortamındaki karşılığı olarak Dijital Vatan. Bunlar birbirinin rakibi değil, aynı bütünün farklı yüzleridir. Bu........

© Milat