Çürüme!
İçinde bulunduğumuz tablo, tam mânâsıyla “çürüme” tablosu.
Nereye baksanız böyle.
Çürüme varsa, bireyler arasında güven duygusu yok olmaya yüz tutar.
Dürüstlük, adalet ve yardımlaşma gibi değerlerin yerini bireysel çıkarlar, "köşe dönmecilik" ve hileli yollar alır.
İnsanlar yalnızca maddi menfaatlerine odaklanır.
Kurumlara güven çok azalır!
Bizde bütün bunlar yok mu?
Her yerde sıkıntı var.
Her yerde azınlıkta kalan düzgün insanlar ayakta kalmaya çalışıyor!
Bu konuda birbirlerini suçlayan camialar da çürümenin etkisinde, pençesinde.
Çürümeden şikâyetçi olan sokaktaki vatandaşın da bu durumdan ne kadar rahatsız olduğu tartışılır.
Toplumu oluşturan insanlarımızın büyük bir bölümü “çürüme”den rahatsız olsa, çürükler sistemden ayıklanırdı herhalde.
Herkes kendi evinin önünü temizleseydi, ne güzel olurdu değil mi?
Bu yapılmıyor, her grup kendi yanlışına kılıf uyduruyor, suçu başkalarına atıyor.
Kimsenin üzerine almadığı ortamda suç, af edersiniz “piç”e dönüyor!
Etrafımıza şöyle bir baktığımızda, çözülmeyi, çürümeyi hemen görüyorsunuz.
Aile bağları........
