Tık'ın karanlık yüzü
Dijital haberciliğin şafağında, bilginin akış hızı ile güvenilirliği arasında kadim bir denge arayışı vardı. Bugün ise bu denge, "bir tık" (click) uğruna tamamen bozulmuş durumda. Medyanın ana damarlarında akan hız tutkusu, teyit mekanizmalarını adeta bir angarya, bir "tık geride" kalan hantal bir süreç gibi göstermeye başladı. Oysa asıl soru şu: Teyit mi geride kaldı, yoksa medya, gerçeğin peşinde koşmaktan vaz mı geçti?
Hızın tahakkümü: "Önce yayınla, sonra düzeltiriz"
Modern haber odalarının mottosu, "gerçeği bulmak"tan ziyade "yayında olmak" üzerine kurulu. Sosyal medya platformlarında paylaşılan bir videonun, bir fotoğrafın veya bir iddianın doğruluğunu teyit etmek için harcanan 15 dakika, bir yayın organı için "kaçırılmış etkileşim" anlamına geliyor.
Bu noktada teyit, profesyonel bir sorumluluk olmaktan çıkıp, trafiği kesen bir trafik polisine dönüştürülüyor. Ancak bir tık daha hızlı olmak için gerçeklerden feragat edildiğinde, aslında kaybedilen sadece bir haber değil; medyanın toplum nezdindeki "sarsılmaz otoritesi"........
