Hac Arafat’tır
“İnsanların içinde Hacc’ı duyur; gerek yaya, gerekse uzak yollardan gelen yorgun düşmüş develer üstünde sana gelsinler.” (Hacc, 27)
Arafat vadisini âdeta haşir meydanına çeviren Hacı adayları; özgürlüğe kavuşmanın çırpınışı içerisinde dualarla, telbiyelerle, salavatlarla ellerini semaya kaldırarak kendileri, akrabaları, geçmişleri ve bütün mü’minler için niyazda bulmak, gözyaşları dökmek için sabırsızlanıyor.
Bugün, büyük gün. Arife’de, Arafat’a yivlenme günü. Hacc’da ilk fiil, ilk hareket, Arafat’tan başlıyor. Neden, Kâbe değil de Arafat? Buradaki sır Hz. Âdem Aleyhisselâm’ın kıssasında gizli. Bu kıssadan yola çıkarak, Arafat’ı önemli kılan sebeplerin derinliğini anlamaya çabalıyoruz. “Kâbe”den, “Arafat”a iniş!..
VESVESE İBLİS’İN EN BÜYÜK TUZAĞI!..
Kur’an’da bahsedilen kıssaya göre; Allah’ın yeryüzündeki ilk halifesi Hz. Âdem, “cennet bahçesi”nde yeşillikler ve vadiler arasında yiyor, içiyor, sıkıntılardan arî (âzâd) bir şekilde yaşıyor. Tâ ki, İblis’in O’na vesvese vermeye başlamasına kadar.
Ruhuna fücur ve takva ilham edilen “Âdem’e secde edin!..” denildiğinde, İblis dışında bütün melekler bu emre ittiba ediyor. O, İblis ki; “Bana kıyamet gününe kadar süre tanı, O’nun (o çamurdan yarattığın, yücelttiğin ve secde etmemi istediğinin) soyunu -çok azı dışında- kendime bağlayayım” diye and içti...
Vesvese İblis’in en büyük tuzağı!.. Hz. Âdem’in karşısına bu tuzakla defalarca çıkıyor. En sonunda Hz. Âdem’i tuzağına düşürüyor. Hz. Âdem ve Havva “yasak meyve”den yiyor. Ve İblis ahdinde muvaffak oluyor! Hz. Âdem’in yasak meyveyi yemesiyle birlikte “ihtiyaçsızlık bahçesi” birden bire “ihtiyaç, açlık, susuzluk, ıstırap ve dert dünyası”na dönüşüveriyor. Yani (hubût) yeryüzüne iniş!..
BÜYÜK BULUŞMA NOKTASI: ARAFAT
Arafat; Hz. Âdem’in yeryüzüne indirilişinin, O’nun ortaya çıkışının başlangıç noktası. Havva ile buluşma noktası. Yani, bütün beşerin dünyada yaratılışının başlangıcı. Kendini bilme, kendini bulma ve kendini tanıma noktası.
İnsanlar şu anlarda Kâbe’den “ihtiyaçsızlık bahçesi”nden Arafat’a “ihtiyaç bahçesi”ne inmenin heyecanını yaşıyor!.. Tıpkı babamız Hz. Âdem gibi!.. Tıpkı anamız Hz. Havva gibi!.. Arafat; tekrar Kâbe’ye doğru, Allah’a doğru yönelişte ilk merhale!.. Hac’da ilk hareket Arafat’ta başlayacak. Güneşin tepeye yükselmesiyle birlikte Arafat mahşeri bir güne dönüşecek!..
İnsanlar, Cebelü’r-Rahme’de (Rahmet Dağı) Rahmet Peygamberi’nin Veda Haccı’nda irad ettiği hutbeyi dinlemenin hayaline dalacak... Arafat’ın pâk ve nûr güneşinin altında feyiz alacak... Tevhid okyanusunun milyonlarca katresi arasında varoluşun neşesini yaşayacak... Özgürlüğün hâlesinin altında, günahlardan âzâd olacak... Tâ ki, güneş Arafat Ovası’nda kayboluncaya kadar... “Arafat Vakfesi” durarak; “bilgi”yi kuşanacak.
MAHŞERİ KALABALIK SELE DÖNÜŞECEK
Batan güneşle gelen tufan, bir günlük şehri birbirine katacak. Arafat’ta gecenin dehşetiyle; Cebelü’r-Rahme’nin etrafında bir girdaba dönüşen mahşeri kalabalık, yatağını bulmuş nehir misali, dokunduğu zerreyi toz bulutlarına katarak, bembeyaz bir sele dönüşecek.
Nereye doğru?.. Şuur beldesi........
