Varoluşun Dilini Kurmak
Gündelik dilin giderek değişmesi ve bu arada kullanılan kelime sayısının da oldukça düşmesi sıklıkla dile getirilen bir problem olmakla birlikte, bu konuda insanın evren, Tanrı ve eşya ile kurduğu ilişkinin yüzeyselleşmesi ve derinliğini kaybetmesi esas üzerinde durulması gereken bir sorundur.
Dini kavramların kaybedilmesi ya da toplumda içerik zafiyetine uğraması giderek belirginleşen bir durumdur. Aslında dini kavramlara yönelik kayıp ve yabancılaşma, sadece dini hayatın boyutları ve sınırlarında kalmış bir sorun olarak görülemez. Çünkü din insanın varlıkla ve bilgi ile en kapsamlı temasını kurabilecek yegane unsurdur. Dolayısıyla dinin dili ve içeriğini kaybetmiş bir insan ya da toplumda deruni bir perspektif gelişemez ve insan profili de dünyanın maddi sınırlarını aşamaz.
Her geçen sene giderek belirginleşen kayıplar toplumsal sorunların da derinleşmesini sonuçlar. Zira varlıkla ilgili derinlikli ilişkilerin kurulmadadığı için hedef ve amaçların kaybolduğu, insanların gündelik ilişkilere boğulduğu ve aşkın olanı kaybettiği bir dünya insanı hasta etmeye namzet bir dünyadır. Nitekim pratikler de maalesef böyle gelişmektedir.
Söz gelimi; 1960’larda gazete, kitap diline bakıldığında hala burada........
