Erkeğim; maskulinist değilim
Kadın konusunda aktüel tartışmalar çeşitlenerek yoğunlaşmaktadır. Elbette bir konuda bilimsel tartışmaların olması önemli ve gereklidir. Fakat bilhassa feminizm üzerinden yürütülen tartışmalarda iki boyut öne çıkmaktadır. Birincisi, cinsiyet değiştirmeden queer konusuna kadar direkt feminizmle ilintili olmayan meseleler de feminizme dahil edilmektedir. İkincisi de, tartışmalar “insan” ve “Türkiye” gerçeğine biraz teğet geçmektedir.
Aslında bir de üçüncü boyut var; artık kadın-erkek meselesinin konuşulamaz ve tartışılamaz hale gelmesi. Zira ortaya atılan klişe söylemlerin mutlak onayı arzu edilirken farklı argümanlar sürekli meşruiyet çerçevesinin dışına yerleştirilmektedir. Bu minvalde argüman öne süren kişiler ve bilhassa erkekler ciddi olarak paylanmaktadır. Öte yandan bugünün argümanlarıyla geçmişi okumalar sonucu geçmişin tüm faturası da erkeklere çıkarılmakta; erkeklerin tarihin tüm hesabını vermesi istenmektedir.
Aslında gelinen noktada klasik feminizm konuları ve tartışmalarının oldukça geleneksel kaldığı; farklı kavramlar üzerinden aslında yeni hayat tarzları konuşuluyor ve pekiştiriliyor. Söz gelimi; Terf tartışmaları, toksik erkeklik, Gen Z Flört kültürü, Dating Burnout, derinleşen queer tartışmaları, cinsiyet değiştirmeler vb.........
