menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fazlalıklara tahammül etmek

30 0
27.04.2026

Fazlalıkları atılınca insandan geriye sadece düşünceleri kalıyor. Bir anlamda insanın karakterini düşünceleri belirliyor. Düşünce düşünce karakter de kırılıyor. Günümüz dünyasının en büyük sorunu düşünce kirliliği. Çünkü gerçekten de düşünce kirlenince insan yozlaşıyor. Yozlaşan insanın eyleyişleri tükenmeye ve tüketmeye ayarlanıyor. Sonuçta her yan yana geliş bir kendini ve ötekini tüketme süreci anlamına geliyor ve dünya böylece küçülüyor, böylece parlaklığını yitiriyor.

Hepimiz olayların çamuruna belenmişiz. Hayatımızdan geriye zihnimizin ve ruhumuzun değil ayaklarımızın izleri kalıyor. Bir özgeçmiş artık duyguların ve düşüncelerin, hissedişin ve doğru üretimlerin değil yazık ki çöp olmuş eyleyişlerin, zihnin gerisinde kalmış pratiklerin eseri… Eyleyiş düşünceden kopunca hayvani içgüdü de sağduyunun önüne geçiyor. Hayvani içgüdü sağduyunun yerini alır almaz insan sevgisi de ona duyulan saygı da yerini zarar verme içgüdüsüne bırakıyor. Bugün yaşadığımız dünyanın manzarası tam olarak bu: Hayata büyük düşünceler, derin hissedişler, yakından bakışlar, anlam arayışları ve net değer biçişler değil; planlanmamış gitgellerin olağan akışı, maruz kalınan olaylar, yüzeysel duygu dokunuşları, uzaktan temaşalar ve anlamsız içgüdü patlamaları ile bütün bunların sonucu olan hiçbir şeyden hiçbir anlam üretememiş yoz kımıltılar yön veriyor.

Yoz kımıltı rastgelelikle besleniyor, bu da düzenli bir bahçe ile çerçöpün döküldüğü alan arasındaki farkı yaratıyor. Düzenli bir bahçede her şey yerli yerindedir, kendine ait alanda, kendi işini yapar, doğasını böylece güçlendirir. Bu, düzen duygusunun varoluşla kurduğu ilişkidir. Düzen duygusu varoluşla ilişki kurduğunda hem hakikat hem de estetik buluşur, bu da hayatı olduğundan daha çekilebilir kılar. Çerçöpün, artıkların mayalandığı yerde ise kaos hakim olur. Kaos sadece düzenin değil hem varoluşun........

© Milat