menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bilgi, aşk ve felsefe - İnsanın kendi oluşunu anlama arayışı-

16 0
12.10.2026

Prof.Dr. Bilal SAMBUR

İnsan, dünyaya yalnızca yaşamak için değil, yaşadığı dünyayı anlamak, başkalarıyla ilişki kurmak ve kendi varoluşunun imkânlarını keşfetmek için de gelir. Biyolojik yaşamın insan düzeyinde kazandığı bu yeni boyut, insanın kendi varlığı üzerine düşünebilmesi, deneyimlerini anlamlandırabilmesi ve henüz olmadığı bir varoluş biçimine doğru yönelmesiyle belirginleşir. Bilgi, aşk ve felsefe bu yönelişin birbirinden ayrılması güç üç boyutudur. Bilgi insanın dünyayla kurduğu ilişkiyi derinleştirirken aşk, insanın kendisini başkasının varlığına açmasını mümkün kılar. Felsefe ise hem bilginin hem aşkın insan yaşamındaki anlamını sorgulayarak insanın kendisine, başkalarına ve dünyaya ilişkin kavrayışını dönüştürür.

Bilgiyi yalnızca doğru önermelerin biriktirilmesi, nesnelerin özelliklerinin belirlenmesi veya olaylar arasındaki ilişkilerin açıklanması olarak düşünmek, bilmenin insan açısından taşıdığı anlamı eksik bırakır. İnsan, bildiği şeylerle birlikte kendisini de dönüştürür. Yeni bir bilgi, yalnızca daha önce bilinmeyen bir olguyu görünür kılmaz; insanın neyi mümkün, neyi değerli, neyi sorgulanabilir ve neyi değiştirilebilir gördüğünü de etkiler. Bu nedenle bilgi, insanın dışında duran dünyayı zihninde temsil etmesinden ibaret değildir. İnsan, dünyayı anlamaya çalışırken kendi düşünme biçimlerini, alışkanlıklarını ve sınırlarını da yeniden keşfeder. Bilmek, bu bakımdan, insanın kendi oluşuna katılmasının temel yollarından biridir.

Bilginin insanı özgürleştirebilmesi, onun hangi koşullarda üretildiği ve nasıl kullanıldığıyla yakından ilişkilidir. Bilgi, eleştirel düşünceden uzaklaştığında otoritenin kendisini yeniden üretmesine hizmet edebilir. İnsan, öğrendiği şeyleri sorgulamadan benimsediğinde bilgi sahibi görünürken kendi düşünme yetisini başkalarına devredebilir. Dogmatik düşüncenin temel sorunu, yanlış bilgiler içermesinden önce, insanın soru sorma ve kendi yargısını oluşturma imkânını sınırlandırmasıdır. Oysa bilginin hümanist anlamı, insanı hazır cevapların taşıyıcısına dönüştürmekte değil, onu soru sorabilen, gerekçelerini değerlendirebilen ve gerektiğinde kendi kanaatlerini değiştirebilen bir özne olarak geliştirmektedir. Bilgi, insanın kendisini tamamlanmış kabul etmesinin değil, henüz bilmediği şeylerin farkına varmasının da adıdır.

Aşk,........

© Milat