İnanmadığı dinle bu kadar uğraşan başka bir toplum yok
Bugün dikkatle bakıldığında insanı hayrete düşüren büyük bir çelişkiyle karşılaşıyoruz. Bir insanın inanmadığı bir düşünceye, benimsemediği bir hayata ya da kabul etmediği bir dine karşı bu kadar yoğun bir öfke, alay ve mücadele içinde olması normal değildir. Çünkü insan genellikle önem vermediği şeyi görmezden gelir. Fakat mesele İslam olunca durum değişiyor.
Namaz kılmaz ama ezandan rahatsız olur.
Oruç tutmaz ama Ramazan’dan rahatsız olur.
Tesettürü yaşamaz ama başörtüsünü gündem yapar.
Kur’an okumaz ama Kur’an’ın hükümlerine saldırır.
Camiye gitmez ama hutbeyi eleştirir.
Bu durum aslında Kur’an’ın haber verdiği bir hakikatin yansımasıdır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Kâfirler hoşlanmasa da Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saff 61:8)
İslam, sadece bir inanç sistemi değil; aynı zamanda insanın nefsine sınır koyan ilahi bir nizamdır. Nefis ise sınırsız olmak ister. İşte bu yüzden hakikat rahatsız eder. Çünkü Kur’an insana sadece ibadet etmeyi değil; haramdan kaçmayı, adaletli olmayı,........
