Uyanık olun!
Lafı hiç gevelemeye lüzum yok. İran, ABD ve İsrail’e karşı ülkesini çok iyi savundu. Yalnız sonrasında hem İran’dan hem de bölgedeki vekillerinden, Arap ülkelerindeki sivil hedeflere yapılan saldırılar buna GÖLGE DÜŞÜRDÜ. Tıpkı bugün Husilerin yaptığı gibi kısaca. Zira Husilerin ABD ile İsrail’i bırakıp, rotayı Arabistan’a kırması kafaları bariz karıştırdı. Tamam, Arabistan-Husi gerilinin evveliyatını incelediğimizde, aslında İKİ TARAFTA SÜTTEN ÇIKMIŞ AK KAŞIK DEĞİLDİ. Lakin İran destekli Husilerin, ne hikmetse Mekke Anlaşmasının hemen ertesinde Arabistan’ı vurması da bir tesadüf sayılamazdı. Anlayacağınız masum Müslümanların ve Kabe’ye yakın yerlerin bombalanması, Yemen’i kimin yöneteceği konusunu çoktan geride bıraktı. Bu durum “içlerindeki SIZMALARIN mı eseri”, bilmiyoruz. Ama bölgedeki İran ile Arabistan arasındaki nüfuz mücadelesi, bir anda küresel güçlerin stratejik çıkarlarını gündeme getirdi. Nasıl mı? Çin, enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından Kızıldeniz’i önemserken; ABD’nin de buradaki askerî ve stratejik varlığını korumaya çalıştığını yadsıyamayız. İsrail’in MEZHEP KAVGASINI kullanarak, ARZI MEVUT peşinde koşmasını ise bugün çocuklar dahi biliyor.
Bu minvalde Irak, Suriye, Libya ve Sudan’a bakarsak, bizlere büyük dersler çıktığını........
