Teferruat
Her gün sabahın nurunda kalkarak, yollara vuruyoruz kendimizi. Trafik çilesi, iş stresi, ödemeler, faturalar derken, bir bardak çayda buluyoruz bazen dinginliği. Hele de yanında bir de çıtır simit olursa, keyfimize diyecek yoktur o zaman. Tuttuğumuz takımın maçını konuşurken arkadaşlarımızla, arada siyasete atıfta bulunmadan da geçemeyiz sohbetlerimizde. Akşam komşulukları, hafta sonu gezmeleri, sünnet, düğün veya taziye ziyaretleri rutinimiz olmuştur adeta. Tabi secdeye vardığımızdaki teslimiyeti de, görev telakki edenlerimiz çoktur içimizde. Yani alın terini katık eden, normal insanlarız bizler. Aynı havayı soluyan, aynı yolları adımlayan, aynı gökyüzü altında yaşayan kişileriz… Ama başımızı yastığa koyduğumuzda, VATAN OLGUSUNUN VERDİĞİ GÜVENİ asla inkâr edemeyiz. Günlerimiz böyle geçer özetlemek gerekirse. Tabi Müslüman ve Türk olmanın, BAŞKA SORUMLULUKLARI olduğunu da unutmamak elzemdir. Özellikle de günümüze. Zira güneyde Arzı Mevud safsatası için, Türkiye dâhil bölgeyi kana bulamayı amaçlayan; Kuzeyde Rusya’ya karşı Ukrayna’nın yanına, bir oldu bittiyle Türkiye’yi eklemeyi arzulayan; Adalar Denizi ve Akdeniz’de ise hakkımızı gasp etmeye niyet eden, Siyonist Küresel bir çeteyle Devletimizin verdiği mücadeleyi fark etmemek neredeyse imkânsız.
Anlayacağınız günlük yaşantımız........
