Kadın ve Hayat Dengesi
Sanki iki ayrı dünyanın tam ortasında yürüyen bir denge ustası gibidir kadın Çalışan kadının dengede kalma mücadelesinden bahsediyorum...
İnce bir çizginin üzerinde, düşmeden, durmadan, çoğu zaman da fark edilmeden yürür.
Bir elinde evin sorumluluğu vardır, bir elinde işin. Kalbinde toplumun.
Ekmek kokan mutfaklar, telaşla toparlanan odalar, gece yarısı ateşi yükselen bir çocuğun alnında gezinen endişeli bir el…
Diğer elinde ise kalbinin inceliği...
Kırılmamayı değil, kırıldığında bile kimseyi incitmemeyi seçen bir zarafet. İnci tenler inci(trenleri) bile incitemezler.
Kadının taşıdığı şey sadece iş değildir, sadece sorumluluk hiç değildir.
O, görünmeyen bir düzenin kurucusudur.
Bir evin içindeki sessiz ahenk, bir çocuğun gözündeki güven, bir sofranın etrafındaki huzurdur.
Bunların hiçbiri tesadüf değildir. Onun yaptıkları çoğu zaman “olması gereken” diye görülür, ama onun yorulduğu yerler kimsenin dikkatini çekmez.
Omuzlarına konan sorumluluklar çoğu zaman görünmezdir.
Yemek yapılır, ev toplanır, çocuk büyür, iş yetişir…
Zaman akar, gün biter, ertesi gün yeniden başlar.
Ama kimse o yükün ağırlığını ölçemez.
Çünkü kadın, yükünü tartıya koymaz, kalbine koyar.
Ve kalbin terazisi, dünyanın hiçbir ölçüsüne benzemez.
Her gün kendinden eksilir. Uykusundan, hayallerinden, ertelediği bir kitaptan, yazması gereken bir........
