menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Huzur ve adalet için ilahi nizam

16 0
02.03.2026

Cinayet haberleri, adeta günlük manşetlerimiz oldu. Tarfikte cinayet, park yeri sebebiyle cinayet, başı kesik maktuller, ölen bir çocuk-öldüren de çocuk vb... İnsanın dili varmıyor söylemeye ama gerçek bu. Daha bıyığı terlememiş, hayatın ne olduğunu bile tam kavrayamamış çocuklar, ölümün tarafı hâline gelebiliyor. Ve biz, kendimizi hâlâ “merhamet dini”nin mensupları olarak tanımlıyoruz. İslâm, daha ilk kelimesiyle “Rahmet”tir. Allah kendisini Rahmân ve Rahîm olarak tanıtır. Peygamberi, “Çocuklara merhamet etmeyen bizden değildir” diye uyarır. Buna rağmen bugün çocuk; ya şiddetin faili ya da kurbanıdır. Bu çelişkiyi görmeden hiçbir sorunu çözemeyiz.

Son yıllarda kamuoyuna yansıyan şiddet vakalarında dikkat çeken en sarsıcı husus, failin de mağdurun da çocuk olmasıdır. Henüz ahlâkî muhakemesi tamamlanmamış, vicdanî olgunluğa erişmemiş bireylerin bu denli ağır fiillerin öznesi hâline gelmesi, sadece adlî bir problem değil; aynı zamanda derin bir medeniyet, eğitim ve değer kriziyle karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Bu noktada şu soru kaçınılmazdır: Biz ki kendisini “merhamet dini” olan İslâm’a mensup sayan bir toplumuz; nesillerimiz nasıl oldu da merhametten bu denli uzaklaştı?

İslâm düşüncesinde merhamet tali bir erdem değil, varoluşsal bir ilkedir. Kur’ân’da Allah Teâlâ kendisini “er-Rahmân” ve “er-Rahîm” sıfatlarıyla tanıtır; Hz. Peygamber (s.a.s.) ise “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz” buyurarak merhameti imanın toplumsal tezahürü olarak konumlandırır. Bu bağlamda çocuk; korunması, yetiştirilmesi ve şahsiyeti inşa edilmesi gereken bir emanet olarak telakki edilir. Dolayısıyla çocukların şiddetin faili veya kurbanı hâline gelmesi, yalnızca bireysel sapmalarla değil,........

© Milat