menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yunus Emre’nin dostları

31 0
21.06.2026

Mustafa Özçelik’in Muhit Kitap’tan çıkan Yunus Emre’nin Dostları kitabı, mutasavvıf şairimizin samimi ve yakın dostlarını anlatıyor.

Kıymetli edebiyatçımız Mustafa Özçelik, kadim zamanlarda yaşamış şairlerimizi, mutasavvıflarımızı ve mütefekkirlerimizi günümüze taşıyor, onları bugünkü nesillerle buluşturuyor. Şüphesiz bu çok büyük bir kültür hizmeti. Yazarımızın bu minvalde çok değerli bir eseri daha günışığına çıktı: Yunus Emre’nin Dostları. Az çok herkes Türkmen dervişinin dostudur onu sever, ilahilerini okur ama bazıları da onun can yoldaşıdır. Ömürlerini ona hasretmişlerdir; merak eder, araştırır ve yazarlar. İşte Özçelik bu sadık dostlara temas ediyor bu eserinde. “Ön söz”leri dikkatle okurum. Kitabın giriş mısraları Yunus’tan: “Gelin tanış olalım işi kolay kılalım/Sevelim sevilelim/ Dünya kimseye kalmaz.” İnsanların uyguladıkları takdirde huzuru rahatlıkla bulabilecekleri bir şah beyit. Mustafa Özçelik devam ediyor:

“Yunus Emre, 13. Asırda yaşadı. Hayatı hakkında kitabî anlamda fazla bilgiye sahip olmadığımız bir mutasavvıf şair… Ne var ki bu durum, onun aradan geçen yedi asır boyunca sevilmesinin, okunmasının, tanınmasının önünde bir engel oluşturmadı. Aksine bu bilinmezlik, onu o kadar meşhur hâle getirdi ki o hepimizin gönlünde hem ‘meçhul’ ama bir o kadar da ‘meşhur’ olmanın sırrına erdi. Yunus’u önemli kılan, şüphesiz ki tasavvuf düşüncesine getirdiği zenginlikti. Tasavvuf, onunla zaten özünde var olan evrensel boyutunu daha da genişletti. O bir taraftan Anadolu’da bir ‘gönül mektebi’ kurarken bu mektepte öğretilen anlayış zaman içinde Batı Rönesans’ını bile etkiledi. Bugün kim ne derse desin eğer Anadolu’da özü sevgi ve hoşgörüye dayalı bir İslâm anlayışı varsa ve Batı’da adına insancıllık, insan sevgisi denilen bir hümanizm olayı ortaya çıkmışsa -bu hümanizmin Yunus’un sevgi anlayışıyla bağı ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte- bütün bu gelişmelerde onun payı son derece büyüktür.”

Mustafa Özçelik, Yunus Emre’nin sadece fikrî kimliğiyle değil dili ve üslubuyla da önemli olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Yunus Emre, Türkçeyi âdeta kanatlandırarak bir iman, fikir ve heyecan diline dönüştürdü. Ona büyük bir irtifa kazandırarak bu coğrafyanın şiir dili hâline getirdi. Dahası bu dille öyle bir şiir geleneği oluşturdu ki Anadolu’nun her yerinde Yunus Emre’nin takipçisi yeni şairler yetişti. Böylece mimarının Yunus Emre olduğu, bir gönül mektebi, bir fikir ve şiir geleneği günümüze kadar geldi.”

Hep düşünmüşümdür acaba Mustafa Özçelik Yunus Emre hakkında niçin bu kadar çok araştırdı ve yazdı? Sadece şairimizin memleketi olan Eskişehir’de yaşadığı için mi? Kitapta bunun da izahını okuyoruz. Bakalım Mustafa Hocayı Yunus’a bu kadar ram eden güçlü bağ ne zaman ve nasıl kuruldu? Şöyle anlatıyor: “Bu kitabın yazarı da hayatı Yunus’la değişenlerdendir. Çünkü lisede okurken ve gelecekte mesleğinin ne olacağına dair bir öngörüsü yokken bir Yunus Emre kompozisyon yarışmasına katılarak onun bereketli ikliminde nefes alıp vermeyi öğrenmiş, böylece 1972’de yayımlanan bu ilk yazısıyla edebiyat dünyasına adım atmış biridir. O zaman anlamıştır babaannesinden dinlediği Yunus ilahilerinin kendisinde nasıl bir şiir ırmağı oluşturduğunu. Şükür ki ilk kitabı da 1984’te yılında bir Yunus Emre biyografisi olmuş, daha sonra bunu Yunus konulu başka kitaplar takip etmiştir.”

Merak etmişsiniz aziz okuyucular. “Yunus Emre’nin Dostları” kimlerdir diye. Onları da belirtelim: Filibeli Ahmed Hilmi, Mehmed Fuat Köprülü, Rıza Tevfik Bölükbaşı, Mehmed Raif Yelkenci, Burhan Ümit Toprak, Abdülbaki Gölpınarlı, Ahmet Adnan Saygun, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Hamdi Tanpınar, Faruk Kadri Timurtaş, Fatma Nezihe Araz, Halim Baki Kunter, Ahmed Süheyl Ünver, A. Turan Oflazoğlu, Halide Nusret Zorlutuna, Sezai Karakoç, Hüsrev Hatemi, Hikmet İlaydın, Mehmet Kaplan, Osman Yüksel Serdengeçti, Arif Nihat Asya, Ahmet Kabaklı, Mehmet........

© Milat