Evlilik, külfet değil berekettir!..
Yüce Dinimiz, evlenmeyi şiddetle tavsiye etmiş, aile kurumuna çok derin bir mânâ ve yüce bir ruh kazandırmıştır. Âyet-i kerimede buyuruldu ki: “O’nun varlığının delillerinden biri de, kendileriyle ülfet edip huzura ermeniz için size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhameti var etmesidir. Şüphesiz bunda, iyi düşünen bir toplum için nice dersler ve ibretler vardır.” (Rum 21) Hadis-i şerifte ise, şöyle buyurulmaktadır: “Evlenin, çoğalın! Çünkü ben (kıyâmet günü) diğer ümmetlere karşı sizin (çokluğunuzla) iftihar edeceğim!” (Beyhakî) Hakikaten evlenip fıtratımıza uygun, dinî ve ahlakî temelleri sağlam bir yuva kurmak, hayatî öneme sahip çok mühim bir iştir. Erkek olsun kadın olsun bekâr olan kişi, ikiye bölünmüş bir elmanın yarısına tekabül eder ve nâkıstır. Ancak diğer parçayla yani karşı cinsle meşrû olarak biraraya geldiğinde tam olur. Evlilik sayesinde; iki vücut, iki kalp, iki ruh ve iki ayrı şahsiyet birleşir ve yekvücut olur. Eşler, evlilik sayesinde “ben” boyutundan “biz” boyutuna geçerler ve zayıf olan ayrı dünyaları tek ve güçlü bir dünyaya dönüşür. Evlilik; sadece biyolojik ihtiyaçların meşrû olarak karşılanmasından ibaret değildir. Evlilikle; gönüller birleşir, idealler, sevinç ve hüzünler ortaklaşır. Evlilik; sevgi ve saygıyla, şefkat ve merhametle, ilgi ve hassasiyetle hayatı paylaşmaktır. Eşler, evlilik sayesinde âile olur ve........
