menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarihin yönünü kimler belirleyecek?

25 0
13.05.2026

Son yıllarda Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler, modern uluslararası siyasetin en temel sorularından birini yeniden gündeme taşımaktadır: Askerî üstünlük, gerçekten kalıcı bir siyasal düzen kurabilir mi? Özellikle Trump’ın ikinci başkanlık döneminde hız kazanan Amerikan-İsrail saldırıları, bu soruya daha yakıcı biçimde cevap aramaya zorlamaktadır. İran’a yönelik geniş çaplı saldırılar, Gazze’de devam eden yıkım, Lübnan’daki kırılganlık ve Yemen’de derinleşen çatışmalar; bölgeyi yalnızca yeni bir güvenlik mimarisine değil, aynı zamanda uzun süreli bir istikrarsızlık sarmalına sürüklemektedir. Askerî amaç ile siyasal sonuç arasındaki mesafe giderek açılmaktadır.

Trump yönetiminin yaklaşımı büyük ölçüde “zorbalıkla düzen kurma” anlayışına dayanmaktadır. İran’a, Lübnan’a ve Filistin’e yönelik saldırılar bu stratejinin somut yansımalarıdır. ABD-İsrail ekseni, bölgeyi kendi stratejik öncelikleri doğrultusunda yeniden şekillendirmeye çalışmaktadır. Ancak tarihsel tecrübeler, askerî kapasitenin tek başına siyasal meşruiyet üretemediğini defalarca göstermiştir. Afganistan’dan Irak’a uzanan süreç, yıkılan devletlerin yerine istikrarlı siyasal bir düzen kurmamıştır.

Nitekim bugün İran, ağır ekonomik ve askerî kayıplara rağmen hâlâ ayakta kalabilmekte ve........

© Milat