menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zincirlerin ötesinde bir Afrika

11 0
07.09.2026

TARİH, bir sistemin sona ermesini genellikle onu yıkanların değil, onu kuranların diliyle yazar. Atlantik köle sisteminin sona ermesi de böyle bir örnektir. Uzun yıllar boyunca köleliği bitiren güç olarak İngiliz Parlamentosu’ndaki Abolition of slavery (Köleliğin kaldırılması) tartışmaları veya ABD’deki İç Savaş anlatıldı. Oysa bu sistemin çatlaklarını asıl açan güç, köleleştirilmiş insanların kendi direnişleri oldu. 23 Ağustos, Birleşmiş Milletler tarafından Köle Ticaretinin Anılması ve Kaldırılması Uluslararası Günü olarak belirlenmiştir. Bu tarih rastgele seçilmiş değildir. 1791 yılının 22 Ağustos’unu 23’üne bağlayan gece, Saint-Domingue’de başlayan köle ayaklanması, dünyanın ilk siyah cumhuriyetinin doğuşuna zemin hazırlayacak Haiti Devrimi’nin fitilini ateşledi. Yani UNESCO, bir direniş tarihini merkeze aldı. Serinin ilk haftasında Afrika sinemasının kendi anlatılarına kulak vermiş, ikinci haftada sistemin ekonomik mimarisine, üçüncü haftada ise kölelik sonrası hafıza ve kimlik mücadelesine bakmıştık. Bu dördüncü ve son haftada soruyu en derin noktasına taşıyoruz: Köleleştirilen toplumlar özgürlüklerini nasıl kazandı ve bu mücadele sinemada nasıl anlatıldı?

Köleliğe karşı direniş, sistemin varoluşu kadar eskidir. Bu direniş zaman içinde farklı biçimler aldı. Kimi zaman bir köle gemisindeki isyandı. Kimi zaman plantasyondan gizlice çıkılan bir kaçıştı. Kimi zaman ise bütün bir sistemin temelini sarsan devrimci bir hareketti. Haiti’de bağımsızlıkla sonuçlanan on üç yıllık mücadele, tek başına bir istisna değildir. 17. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan çizgide Brezilya’daki Palmares Quilombo’su, Jamaika’daki Maroon savaşçıları, Amerika’daki Nat Turner isyanı (1831), Küba’daki Aponte hareketi (1812) ve İngiltere’deki abolition kampanyaları, köleliğe karşı verilen mücadelenin farklı yüzleridir. Bu haftanın filmleri, direniş tarihinin sinemasal yansımalarına odaklanıyor.

Toussaint Louverture: Haiti Devrimi’nin Mimarı

Philippe Niang’ın yönettiği Toussaint Louverture, Haiti Devrimi’nin lideri Toussaint Louverture’nin hayatını beyaz perdeye taşıyor. Bu mini dizi, Fransa’da yaklaşık üç milyon izleyiciye ulaşarak yayın sonrasında tartışmayı da beraberinde getirdi. Fransız televizyonunda kölelik ve ırkçılık konularının açıkça tartışıldığı bir yuvarlak masa yayını izledi. Toussaint Louverture, 1743 yılında Saint-Domingue’de (Haiti) bir köle olarak dünyaya geldi. Fransız Devrimi’nin 1789’da ilan ettiği evrensel özgürlük ilkelerinin sömürgelerde de geçerli olması gerektiğini savundu. 1791’de başlayan köle ayaklanmasında önce sağlık işleriyle ilgilendi ve ardından askeri bir komutan olarak öne çıktı. Fransa, İngiltere ve İspanya arasındaki sömürge rekabetini ustaca yöneterek 1801’e gelindiğinde Saint-Domingue’i fiilen bağımsız hale getirdi. Ancak Napolyon’un adayı yeniden ele geçirmek için gönderdiği donanma karşısında 1802’de tuzağa düşürüldü. Tutuklanarak Fransa’ya götürüldü ve 1803’te Jura Dağları’ndaki Fort de Joux’da soğuk bir hücrede hayatını kaybetti. Onun ölümünden yalnızca birkaç ay sonra, silah arkadaşı Jean-Jacques Dessalines 1 Ocak 1804’te Haiti’nin bağımsızlığını ilan etti. Haiti Devrimi, tarih yazımının belki de en unutturulmuş kırılma noktalarından biridir. Fransız Devrimi’nden çıkan “özgürlük, eşitlik, kardeşlik” ilkelerinin gerçek sınavı, Paris’in barikatlarında değil, Saint-Domingue’nin şeker plantasyonlarında verildi.

Quilombo: Palmares Topluluğu ve Brezilya’da Direniş

Brezilya, Atlantik köle ticaretinin en büyük alıcısıydı. 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar yaklaşık 5 milyon Afrikalının Brezilya’ya gönderildiği tahmin ediliyor. Bu büyük ölçekli köleleştirme, aynı zamanda güçlü bir direniş geleneğinin de temelini attı. Brezilya tarihinde plantasyonlardan kaçan kölelerin kurdukları özgür yaşam alanlarına “quilombo” denir. Bu topluluklar; ormanların derinliklerinde, dağların tepelerinde ve nehir kıyılarında, kendi hukuklarıyla, kendi din ve dilleriyle var oldular. En ünlü quilombo, bugünkü Alagoas eyaletinin ormanlarında kurulan Palmares’ti. 1605 civarında ortaya çıkan bu topluluk yaklaşık yüz yıl boyunca varlığını sürdürdü ve zirve döneminde yirmi bini aşkın kişiye ev sahipliği yaptı. Portekiz sömürge yönetiminin defalarca başarısız seferlerinden sonra 1694’te düşen Palmares’in son lideri Zumbi ise Kasım 1695’te bir baskında öldürüldü. Zumbi’nin ölüm günü olan 20 Kasım, bugün Brezilya’da resmi “Siyah Bilinç Günü” olarak anılıyor. Carlos “Cacá” Diegues’in 1984 yapımı Quilombo filmi, iki kuşağı temsil eden iki liderin, Ganga Zumba ve Zumbi’nin, Portekiz sömürgeciliğine karşı verdikleri........

© Milat