Şehre nasıl bakmalıyız?
Çocukluk zamanlarımda şehir benim için koskocaman ve renkli bir yerdi. Hiç canım sıkılmazdı ve her bir köşesinde dolaşmanın ayrı bir lezzeti, ayrı bir ilginçliği vardı. O günün Türkiye’sinde şehir olarak ilk sıralarda yer alan Anadolu’nun karı, kışı ve soğuğuyla ünlü şehri, benim için çarşılarında, pazarlarında, sokaklarında, mahallelerinde kaybolacak derecede bir büyüklüğe sahipti. Yani etrafıma o günkü nazar etme seviyemle bu böyleydi. Hatta dört-beş yaşlarında, yani henüz okula gitmediğim çağlarda, birkaç kere kaybolduğumu ve bu sebepten ağladığımı da hayal meyal hatırlarım. Neyse ki o zamanlar, şehirler bu kadar korkulacak ve insanın yüreğini bu kadar daraltacak bir atmosfere sahip değildi. Sokak ve mahalle kültürü hala yaşıyor ve size yardım etmek isteyen insanlara meramınızı çat pat da olsa anlatabiliyordunuz. Şimdilerde olduğu gibi, “Aman evladım, yabancılardan uzak dur” tembihatı bu kadar başını alıp yürümemişti. Benim bu kaybolmalarım sırasında ağladığımı gören abiler, amcalar, teyzeler elimden tutarak, oturduğumuz sokağın başına kadar getirir, eve girinceye kadar da oradan ayrılmazlardı. Belki günümüzde de kalplerinde iyilik ağacının yeşermesine ve büyümesine izin veren güzel insanlar mutlaka vardır. Ama biz millet olarak, o ağacın gölgesinden yararlanmak hususundaki güvenimizin büyük bir bölümünü yitirmiş durumdayız ne yazık ki.
Yukarıda yazdığımızın toplumun ana damarlarında açtığı yaralar hakkında; inancıyla, geleneğiyle, göreneğiyle, kültürüyle yaşamak itiyadında olan bir millete verdiği zararlar konusunda sanırım bu yazıyı okuyanlar olarak sizler de ara sıra mutlaka düşünüyorsunuzdur. Bu ülkede yaşayıp ta, geleceğini ilgilendiren son derece önemli bir konuda kafa yormayanların, bu toprakların bağrından yetiştiğine dair şüphelerinizin olmaması, gerçekten büyük ve telafisi mümkün olmayan bir eksikliktir. Şehirlerimizi, şehir kültürümüzü, şehre dair yaşanmışlıklarımızı bugüne bakarak değerlendirmek, yani geçmişi, geçmişte yaşananları bir kenara bırakarak değerlendirmek, herhalde sağlıklı bir değerlendirme olmaz, olamaz. Olaylara ve insanlara, bütün bunlara dair yapıp etmelere yalnızca bir “mühendis” gözüyle bakmanın şehirlerimizi ne hale getirdiğinin artık birçok kişi farkındadır. Burada acele yapılması lazım gelen-kim dinlerse artık, dinlemeseler de biz düşündüğümüzü ve bizi........
