Leylaları tükettik mecnun terketti bizi
Dostluklar da bölündü
Bölündü ve darmadağın oldu
Yarım kalmış sözlerin
Şimdi terkedilmişliklerin ortasında
Zamanın kalkanına çarpan
Kuşlar eskisi gibi ötmüyor sanki
Tıpkı eskiden olduğu gibi
Kanatlanıp uçamıyorlar
Rüzgâr o rüzgâr değil sanki
Tıpkı eskiden olduğu gibi
Sevgiyle okşamıyor yürekleri
Sevgiden yanan yürekleri
Sevdaların... aşkların
Azdır şimdi ne kadar üzülsek
Kendimizin kendimize ettiğine
Kaybettiklerimize bakıp bakıp
İç geçirdiğimiz halde
Dün olduğu gibi bugün de
Yukarıdaki şiirde de anlatıldığı gibi; aşkın daha bunun gibi nice adı, nice sanı, nice sembolü, nice rumuzu vardır. Söylendiğinde; aşk uğruna delinen dağları, geçit vermez kayaları, deli deli akıp giden çayları, ırmakları, kardan kapanmış yolları, uzak zamanları akla getirir. Âşıkları bazı Kerem, bazı Ferhat, bazı Kamber, bazı Mecnun; maşukları bazı Aslı, bazı Şirin, bazı Arzu ve bazı Leyla olan…
Ancak bunların içinde herhalde en meşhuru, en çok tanınanı ve hakkında en çok konuşulup, yazılanı, dilden dile, gönülden gönüle ve mekândan mekâna aktarılanı Leyla ile Mecnun olsa gerek. Nerede aşk çilesi çeken birinin adı geçse; “Mecnun gibi derler, bir aşk divânesi, gözü sevdiğinden başkasını görmüyor, adeta kendinden geçmiş, gece gündüz dilinde o, yani Leylâ’sı, yani sevdiği… Aklı, fikri, zikri hep onunla meşgul.” Ya da diğeri… Sevilen… Leylâ diye nitelenen… Leylâ’ya benzetilen… Onun da hâli hâl değildir ve yaşadıkları, çektikleri, görüp geçirdikleri Mecnun’dan geri değildir.
Gördüğü odur, bildiği odur, seyrettiği odur. Bir pervane gibi zamanın etrafında dönüp dönüp durduğu hep onunla ilgili, hep onun içindir. Yandıkça yanması bundandır ve ağladıkça ağlaması yine bundan… Hüzün bir perde gibi çökmüştür yüzüne ve her bakanın, yüzünde Mecnun’u göreceği hissiyle, daha bir dikkatli, daha bir kendindedir. Mecnun gibi kendini bırakamaz ve onun gibi aşkını, derdini, inleyişini, bekleyişini âyan edemez. Yoktur böyle bir hakkı ve kimseler de onu haklı görmez, göremez. Yani Leylâ’nın, yani sevilenin, yani aşkıyla çöllere düşülenin durumu Mecnun’dan daha zorlu,........
