menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Âşık edebiyatımızda asırlık bir çınar: Mustafa Ruhani-1

9 0
16.07.2026

Âşıklar arasında adı sanı, sevgisi, saygısı olanlardan biri de Âşık Mustafa Ruhani’dir. Asıl adı Mustafa Temel olan âşığın babası, aynı köyde çiftçilikle uğraşan, nalbantlık, duvar ustalığı, hızarcılık gibi işlerle de uğraşan Ahmet, annesi ise Ayşe Hanım'dır. İkisi kız, dördü erkek olan altı çocuklu ailenin ikinci çocuğudur.

Anadolu'nun kadim geleneği olan âşıklıkla henüz 9-10 yaşlarında tanışan ve ilk eserlerini, 1931'de dünyaya geldiği Tortum ilçesine bağlı Aşağı Sivri köyünde veren 90 yaşındaki âşığın hayatı acı hatıralarla dolu. Henüz 10 yaşındayken elinde patlayan dinamit kapsülü nedeniyle sol gözünü ve sağ elinin üç parmağını kaybeden küçük Mustafa, ulaşım imkânlarının yetersiz olduğu o günlerde kağnı ile Erzurum'a getirilir ve Numune Hastanesi'nde bir süre tedavi gördükten sonra köyüne götürülür. 1943 yılında sağ gözünde de rahatsızlık hisseden Mustafa, tedavilerden sonuç alamaz ve sağ gözünün görme yeteneğini de büyük ölçüde kaybeder. Bu olaydan sonra Mustafa'da belirgin bir biçimde içe kapanma görülür. Organlarından birini kaybetmenin üzüntüsüne hastane kapılarında acılarla geçirilen günlerin sıkıntısı eklenir. Yoksulluk içinde kıvranan bir ailenin çocuğu olarak bunlara katlanmak zorunda kalır.

Çocukluk yıllarında köy imamından Kuran dersleri almaya başlayan Mustafa, bir süre sonra Kuran'ı ezberlemek için çaba harcamasına rağmen tamamlayamaz. Köyünde okul olmadığı için ilkokul öğrenimini yapamaz, ancak daha sonra arkadaşlarının yardımıyla yeni harfleri öğrenir. O yıllarda Mustafa’nın amcası Mehmet'in sıkça okuduğu, otururken, çalışırken mırıldandığı iki şiir vardır. Bunlardan biri: “Şol cennetin ırmakları/ Akar Allah deyu deyu” mısralarıyla başlayan şiir, diğeri de Narmanlı Âşık Sümmani'ye ait olan;

Arzu maksuduma firkat ahıma/Nöbet geldi varmadan mı gideyim

Yüzüm sürüp bu dem adil şah'ıma/Derde şifa sormadan mı gideyim

dörtlüğü ile başlayan şiiridir.

Bu şiirleri amcasından sıkça dinleyen Mustafa'da şiire karşı bir sevgi ve tarif edilemez bir ilgi uyanır. Şair, kendisinin şiirle olan ilk temaslarının böyle başladığını, “ben de bu tür şeyleri........

© Milat