menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gençleri anlamak ama nasıl

6 0
11.10.2026

Yakın zamanda iki genç şair adayı ziyaretime geldi. Bir dostum tavsiye etmiş. Şiirle ilgileniyorum diye. Şiirlerini getirdiler bir dosya içinde. Şiirlerini okudum. İçinden geldikleri gibi yazmışlar. Tıpkı sakız çikletlerinde yazılan şiirler gibi.

Yakın zamanda, bir dostumun tavsiyesi üzerine iki genç şair adayı ziyaretime geldi. Bir edebiyat öğretmeninden ziyade şiirle ilgili türlü cefalar, çileler çektiğimi söylemiş onlara kıymetli dostumuz. Onlar da şiire bu kadar değer veren birinin yanına gideceklerini hesaba katarak heyecanla kaleme aldıkları şiirlerini özene bezene hazırladıkları birer dosya içinde bana sundular.

Buraya kadar her şey güzel. Sayfaları tek tek çevirip okuduğumda, şiirlerinin her mısraında kurallardan uzak, tamamen içlerinden geldiği gibi akan bir çocuksu saflık gördüm. Bu şiirler; hüzünleri, neşeleri ve beklentileriyle tıpkı o eski sakız çikletlerinden çıkan, derin felsefeler aramayan ama insana tebessüm ettiren o küçük maniler gibiydi. Şiir diyerek kâğıda döktükleri bu mısralar adeta yan yana gelmiş kelime birikintileri gibiydi. Onlar, bu yazılanlara ısrarla “şiir diyordu. Bense içimden bir şey diyemedim.

Buna rağmen gençlerin üzerlerindeki o vakur eda, tam bir şair duruşuydu. Ya da bana öyle geliyordu, bilmiyorum. İçimden sadece, "İnşallah bu duruşları sahte (mürai) bir pozdan ibaret değildir" diye geçirdim. Kalpleri kırılmasın, şiire olan hevesleri ve moralleri baltalanmasın diye büyük bir titizlik gösterdim. Ne yapayım kalkıp da Shakespeare’in o ünlü şemsiye ustasına dediği gibi, "Sen şiir yazmayı bırak, şemsiye yapmaya devam et" diyecek halim yoktu. Üstelik şemsiye........

© Milat