menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Düşüncesiz yazar olabilir mi?

13 0
31.05.2026

“Düşüncesiz Yazar” kavramını başlık olarak yazımda kullandığım için peşinen yazar arkadaşlarımdan özür dilerim. Bir ses sanatçısını sesinden tanıdığımız gibi bir yazarı da üslubundan tanımamız gerekmez mi? Aslında bu soruyu bir cevap olarak da düşünebilirsiniz. Düşüncesiz okurlar veya belirli bir düşünce dairesinin dışına çıkamayanlar, farklı bir görüşe sahip bir yazarla karşılaştıklarında hemen şu tepkiyi verirler: “Yazar, kitabında kendi düşüncelerini saklamalı.” Peki, niyeymiş o? Cevap yok…

Bazı yazarlar hakkında, “Kitabında düşüncesini okura dayatmaz; okuru, kitap boyunca kendi düşünceleriyle baş başa bırakır” gibi ifadelerle karşılaşıyorum. Bu durum aslında, “Edebiyat nedir?” sorusunu da beraberinde getiriyor. İnsanların edebiyattan ne anladığını, kendi kültürel ve sanatsal altyapılarıyla değerlendirmek gerekir. Şahsen ben, edebiyatın otoritesine gölge düşürmeyen fikirlerin, eserde okuyucuya “nabza şerbet verilir gibi” incelikle sunulması taraftarıyım. Ancak böyle bir tutum sergileyen bir kitabın, edebi bir eser olma yolunda nitelikli bir mesafe kat edebileceğine inananlardanım.

Bir kitabı niçin okuruz?" sorusuna verilecek bir cevabın, "haz ve hız" denklemi içine sıkıştırılmaması gerektiği kanaatindeyim. Malumunuz, edebiyat tarihini ne sadece hazlar ne de hızlar oluşturmuştur. Edebiyatın tarihsel gelişimi içinde yazarın veya şairin içinde bulunduğu toplum, biriktirdiği hatıralar ve beslendiği külliyat; metne bir şekilde yansır. Unutmayalım ki her yazar bir düşünürdür; eskilerin deyimiyle bir "hâkimdir, bir filozoftur. Onun derdi para kazanmak değil, davasıdır. İnsan, ancak bir dava uğruna kalemi eline alır; davası yaşadığı müddetçe de o kalemi elinden düşürmez. Hakiki yazar; sadece........

© Milat