Tehdit Nereden Gelirse, Oradan Karşılık Gelir
Kandil’deki terör yuvaları, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki üsler. Bir devlet, kendisine yönelik tehditlere karşı savunma refleksi gösterir. Bu bir egemenlik hakkının gereğidir. Tehdit nereden gelirse, kaynağına karşı durmak en meşru haktır. İran’a saldırı var. Kim saldırıyor? Amerika ve İsrail. İran’ın Amerika’yı vurma imkânı coğrafi olarak sınırlı, aradaki mesafe ortada. Ancak İsrail menzil içinde. Bu yüzden İran karşılığını veriyor. Fakat bu füzelerin önemli bir kısmı, Suudi Arabistan, Ürdün ve bölgedeki diğer ülkelerin hava sahası ve üsleri kullanılarak engelleniyor. Burada gerçek açık ve nettir. Bir ülkenin toprakları saldırı veya savunma operasyonları için kullanılıyorsa, o ülke artık tarafsız değildir, bu savaşın bir tarafıdır. Kendi hava sahasını açmak, üslerini başka bir devletin operasyonlarına tahsis etmek egemenlik değil, egemenlikten feragattir. Amerika’nın üslerinden kalkan uçaklar, roketler, füzeler İran’a saldırıyorsa ve siz buna izin veriyorsanız, bu savaşa ortak oluyorsunuz. Aynı şekilde İran’ın füzelerini kendi hava sahanızda engelliyorsanız, çatışmanın seyrine doğrudan müdahale ediyorsunuz. Bunu günlük hayatta düşünelim. Yanınızdaki komşunun evinden size sürekli saldırı yapılıyor. Taş atılıyor, sopa gösteriliyor, hatta silah sıkılıyor. Komşuya soruyorsunuz. "Neden izin veriyorsun?" O ise "Ben yapmıyorum, evde başkası var" diyor. Bu cevap hiçbir şeyi değiştirmez. Biz deriz ki. "O zaman evini koru. Saldırganı dışarı çıkar. Ben onunla dışarıda hesaplaşayım. Ama eğer evini açıyorsan, bana yapılan saldırıya ortak oluyorsun. Bu durumda kendimi savunmam en doğal hakkımdır ve buna itiraz edemezsin." Uluslararası ilişkilerde de durum........
