menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

leyal

11 0
14.05.2026

Bir kız tanıdım. Adı Leyal. Yaşı on. Sessizdi biraz. Kalabalığın içinde dururdu ama sanki hep bir adım geride. Sanki hayat ona dokunmadan geçsin isterdi. Okul bahçesinde koşardı. Ama onun koşusu oyuna benzemezdi. Sanki bir yere yetişmek için değil, içinde büyüyen bir ağırlıktan birkaç adım uzaklaşmak içindi. Gülerdi bazen. Bir anlığına. Sonra yüzündeki ışık çekilirdi. Sanki gülmek uğrayıp geçen bir misafirdi, kalmak için değil. Saçlarını rüzgâra bırakırdı. Rüzgâr bile onun yanında daha yavaş esiyordu sanki. Ben her defasında bir annenin parmaklarını düşünürdüm. Saçlarına usulca dokunan, dağınıklığını toplayan, başının üzerinde küçük bir gökyüzü kuran parmakları. Leyal… saçları annesinin eliyle taranmayan bir çocuktu. Başı, bir babanın avucunda dinlenmemişti hiç. Alnına değen bir sıcaklık, omzuna inen bir güven, "Ben buradayım" diyen bir el. Bazı çocukların dünyasında bunlar kendiliğinden vardır. Bazılarında ise adı konmamış bir eksiklik gibi içeride büyür. Okul bittiğinde çocuklar kapıya koşuyordu. Birinin annesi uzaktan sesleniyor, birinin babası çantasını alıyor, birinin ablası el sallıyordu. Leyal ise biraz daha oyalanıyordu. Kalabalık çekilip sesler azaldığında orada kalan yalnızca o olmuyordu. Beklenmemişliğin sessizliği de yanında kalıyordu. Bir çocuk için naz da bir nimettir. Yorgunken huysuzlanmak, sebepsizce küsüp sonra barışmak, ağlayınca birinin gelip........

© Milat