Dijital soğuk savaş
Dört haftalık serüvenimizin finalinde, bugün kendimizi tanıdık bir sahnede, ancak yepyeni aktörlerle buluyoruz. 20. yüzyılın ortalarında dünyayı iki kutba ayıran, nefeslerin tutulduğu o meşhur Soğuk Savaş geri döndü. Ancak bu kez cephe hattı Berlin Duvarı’nda değil, silikon çiplerin içinde; yarışın ödülü ise Ay’a bayrak dikmek yerine insan zekâsını simüle eden ilk “Genel Yapay Zekâ ”ya sahip olmak!
1960’ların Sputnik’inden 2020’lerin sohbet robotlarına
1957’de Sovyetler Birliği Sputnik’i uzaya fırlattığında, Batı dünyasında yaşanan o meşhur “Sputnik Şoku”, bugün yerini yapay zekâ laboratuvarlarından gelen her yeni model duyurusuna bıraktı. O dönemde uzay yarışı nasıl bir mühendislik başarısının ötesindeyse ve hangi sistemin daha üstün olduğunu kanıtlamanın ontolojik yoluysa; bugünkü yapay zekâ yarışı da benzer bir “Tekno-İdeolojik” hesaplaşmadır. Eskiden “Yörüngeye ilk kim çıkacak?” diye sorulurken, bugün “Algoritmik üstünlüğü ilk kim kuracak?” sorusu jeopolitiğin merkezine oturmuş durumda.
Tarihsel Soğuk Savaş’ın simgesi........
