Ataşark
Tam teknoloji yazmaya devam edeyim diyorum, yeni bir şok edici haberle karşılaşıyorum. Hem de mübarek Ramazan ayına girmişken haber ajanslarına düşen o kısa ama dehşet verici bilgiyle, hem sarsılıyor hem de minnetle karışık hüzün duyuyorum: "Afganistan’da kadına şiddet, kemik kırılmadığı sürece serbest!" 2026 yılındayız ve yanı başımızda bir yerlerde, şiddetin "yasal" sınırı bir kemiğin mukavemetine endeksleniyor. Eğer o kemik çatlamamışsa, o kadın "darbe almamış" sayılıyor.
İnsan sormadan edemiyor: Bir kadının onuru, haysiyeti ve varlık sancısı, o kemikten daha mı az değerli?
Oysa tarihin sayfalarını biraz araladığımızda, bu karanlığın panzehirini çok net görüyoruz. İslamiyet’in doğuşu, aslında tam da bu tür bir "cahiliye" zihniyetine karşı verilmiş en büyük savaştı. Hz. Muhammed, kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir vahşet devrini kapatmış; kadını olabildiği kadar insan onuruyla buluşturmaya uğraşmıştı. Bugün Afganistan’da "din" adına uygulandığı iddia edilen bu çağ dışı pranga, aslında o devrimci ruhun fersah fersah uzağında, köhnemiş bir kabile........
