menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sanal zenginlik balonu nasıl patladı? Fonlarda “kâğıt üzerindeki servet” oyunu

4 0
previous day

Borsada bir hisse senedi birkaç ay içinde yüzde 500, yüzde 1.000, hatta daha fazla yükseliyor…

O hisseyi taşıyan bir fon da aynı hızla değer kazanıyor.

Ekranlarda rakamlar büyüyor. Yatırımcılar seviniyor. “Bu fon inanılmaz kazandırıyor” deniyor. Yeni yatırımcılar geliyor. Onlar geldikçe fon büyüyor, fon büyüdükçe aynı hisselere daha fazla para giriyor.

Ve herkes kazanıyor gibi görünüyor.

Ta ki bir gün biri, çok basit bir soru sorana kadar:

“Peki bu hisseleri gerçekten satmak istersek, karşımızda kim var?”

İşte hikâyenin düğümlendiği yer tam burası.

Son dönemde kamuoyunun gündemine gelen 131 fonun tasfiyesi meselesini anlamak için aslında karmaşık finans terimlerine ihtiyacımız yok. Meseleyi günlük hayatın diliyle anlatalım.

Fon Nedir? Mahallece Kurulan Büyük Bir Para Havuzu

Yatırım fonunu şöyle düşünün:

Mahallede yüz kişi bir araya geliyor. Herkes cebinden 10 bin lira koyuyor. Ortaya 1 milyon liralık büyük bir para havuzu çıkıyor.

Sonra bu parayı işi bilen profesyoneller yönetiyor.

Kimi parayla hisse senedi alıyor, kimi devlet tahvili, kimi altın veya başka yatırım araçları…

Böylece küçük yatırımcı, tek başına yapamayacağı çeşitlendirilmiş bir yatırıma ortak oluyor.

Sizin paranız da fon içindeki payınız oranında değer kazanıyor veya kaybediyor.

Normal şartlarda sistemin mantığı budur.

Üstelik fon varlıklarının saklanması ve denetlenmesi konusunda çeşitli yasal mekanizmalar bulunuyor.

Yani yatırım fonu kendi başına bir “saadet zinciri” değildir.

Asıl mesele, sistemin içine yanlış uygulamalar girdiğinde ne olduğudur

Asıl Tehlike: Değeri Gerçekten Var mı?

Şimdi işin en önemli noktasına gelelim.

Borsada bazı şirketlerin hisseleri çok fazla alınıp satılır. Bunlara kabaca likit hisseler diyebiliriz.

Bazı hisselerde ise işlem hacmi düşüktür. Piyasada çok az sayıda hisse vardır ve alıcı-satıcı sayısı sınırlıdır.

Böyle bir piyasada küçük miktarda büyük bir alım bile fiyatı hızla yukarı taşıyabilir.

İşte tehlike burada başlıyor.

Bir fonun, piyasada işlem gören az miktardaki bir hisseye yoğun biçimde yöneldiğini düşünün.

Alıcı çoğalıyor, satıcı az kalıyor.

10 liralık hisse 20 lira oluyor.

20 lira 40 liraya çıkıyor.

Ekrana bakan yatırımcı ise şunu görüyor:

Gerçekten şirket mi büyüdü, yoksa hisseye gelen yoğun talep mi fiyatı şişirdi?

Hisse yükselince, o hisseyi portföyünde taşıyan fonun değeri de........

© Milat