Demir kulenin dayanıklılık reçetesi
Paris’te, Seine Nehri’nin kıyısında durmuş, gökyüzüne doğru zarif bir dantel gibi uzanan o devasa siluete bakıyorum. Bugün aşkın, zarafetin ve romantizmin küresel başkenti sayılan bu şehir, ruhunu 137 yıl önce dökülen 7 bin 300 tonluk bir demir kütleye borçlu. Şimdilerde önünde fotoğraf çektirmek için milyonların sıraya girdiği Eyfel Kulesi, doğduğu günlerde Paris burjuvazisinin ve dönemin entelektüellerinin kabusuydu. Guy de Maupassant’ın sırf bu "çirkin demir yığınını" görmemek için öğle yemeklerini kulenin içindeki restoranda yediğini hatırlayınca, tarihin estetik algımızla nasıl alay ettiğini daha iyi anlıyorum.
Peki, sadece 20 yıl ayakta kalması planlanan bu "geçici" fuar kapısı, nasıl oldu da iki dünya savaşı devirip, zamanı bükerek günümüze ulaştı? Cevap ne romantizmde gizli ne de Fransız politikasında. Cevap, Sanayi Devrimi’nin ateşinde, tamamen bir mühendislik dehasında saklı.
Eyfel, modern gökdelenler gibi çelikten yapılmadı. O, "pudetlenmiş demir" denilen, artık sırrı tarihe karışmış özel bir........
