Toprağını bulamayan çiçek
İnsan, bir hikâyeyi tamamlamak üzere gelir. Bu hikâye insanın dünyaya geldiği gün başlamaz. Çok önce Levh-i Mahfuz’da yazılmış bir kaderin içinde başlar.
İnsan bu hikâyenin nereye varacağını, kendisine düşen rolün ne olacağını çoğu kez göremez, bilemez. İşte insanın en büyük imtihanlarından biri, bilmediği bir hikâyenin içinde yaşamayı öğrenmesidir.
Kaderin içinde insanın iradesi, gayreti, duası ve sabrı da vardır. Ne var ki bütün bu çabaya rağmen hayatın bazı kapıları her zaman açılmaz. Bazı yollar bizim istediğimiz yere çıkmaz. Hayatımızda istediğimiz insanlar olmayabilir. Bize gelenler de bizim istediğimiz olmayabilir. Hepsi bir imtihanın hikmetindendir.
Sonsuz bir teslimiyetle razı olup huzur ararız. Bazı insanlar gelir hayatımızın ortasına yerleşir, kaderimize ortak olur. Sahnenin önünde ne cereyan ediyorsa gözümüz onu görür ve ona inanırız. Ancak kaderimize ortak olanların niçin geldiklerini ve bizi niçin bulduklarını idrak etmek, bu sırrı anlayabilmek imtihandır.
İnsan mutlak huzuru ve yanılgısız bir tercihi bu dünyada bulamaz. Çünkü bu dünya, huzurun tamamlandığı, mutluluğun eksiksiz yaşandığı ve güzelliğin mutlak hâle geldiği yer değildir. Burası bir güzergâhtır, bir konaklama yeri değil.
İnsanın isteklerinin hiç bitmemesinin sebebi dünyayı yerleşilecek ebedî yurt zannetmesidir. Bu ihtiyaçları çoğaltır,........
