Sakinlik
Sakin; “hareket etmeyen, kımıldamayan, dingin, durgun, sakince, kimseyi rahatsız etmeyen, sinirsiz, rahatsızlığı azalmış veya geçmiş, bir yerde oturan”; sakinlik ise “sakin olma durumu, durgunluk, sessizlik, sükûnet” gibi anlamlara gelir (TDK).
Kelimeler anlamlarından daha geniş âlemlere açılan pencerelerdir. Sakinlik de böyle bir kelimedir. Sakinlik, yalnızca gürültünün azalması değil, ruhun kendi sesini yeniden duyabilmesidir. Dış dünyanın sesine aldırış etmeden insanın içindeki hikmetli çağrıya yönelmesidir.
Sakinlik, insanın kendisinde durmasıdır. Çağın hengâmesinde insan, gittikçe kendinden uzaklaşmakta. Sakinlik ile insan, kalbinin nabzını yeniden duyar, böylece en güvenli limanda durur.
Yaşadığımız çağ, en çok da gürültünün çağıdır. Zaman hiç olmadığı kadar hızlı akıyor, yollar uzuyor, şehirler büyüyor, binalar göğe yükseliyor fakat insan küçülüyor. Her şey hızla tükenirken insan, ömrünün de aynı sessizlik içinde eksildiğini çoğu zaman fark etmiyor. Bir yerlere yetişmek için koşarken aslında kendi kalbinden de uzaklaşıyor.
Güneşin doğuşuyla başlayan telaş, gecenin karanlığında bile insanı bırakmıyor. Yoğun ve yorgun gönüller, bir teselli arıyor, durmak istiyor. Maalesef arkadan gelen gürültünün endişesi ve içimizdeki hırslar bizi daha da perişan ediyor. Sakin kalmak mümkün olmuyor.
Trafik, ekranlar, bildirimler, mesajlar, aramalar… İnsanın üstüne üstüne gelen bu yoğunluk alaboraya dönen bir gemi gibi dağıtıyor her şeyi. Bu dağınıklıkta dökülen saçılan ne varsa hepsini yeniden toplamaya çalışan insan, huzursuzluğa mahkûm oluyor. Hâli budur modern zaman........
