İnsan Kulluk ve Anlam 4
İnsan şunu merak ediyor:
İnsanın ve tabi ki eşyanın[1] hakikati nedir?
Allah’ın son elçisi Hz. Muhammed’in, “Allahümme erina hakaikel eşya kema hiye (Allah’ım bana eşyanın hakikatini olduğu gibi göster)”[2] duası bu hakikati arama, bilme ve bu hakikatle bilinçlenme isteği ve arzusudur. Dolayısıyla Âdemoğlu hakikatin peşindeyse, yaratılış gayesini merak ediyorsa ve bu merakını gidermek için tatmin edici cevap arayışına giriyorsa bunun değerli bir çaba olduğunu kabul etmek gerek. Aynı zamanda insanoğlunun bu kadim arayışı aslında bir “anlam arayışı”dır. Akıllı, merak sahibi, düşünebilen, sorgulayabilen insanoğlu kendisini, yaşamını anlamak, akabinde de anlamlandırmak ve neticede hayatına ve tabi ki insanlığın tarihteki yürüyüşüne değer/ler katmak ister. Bu sebeple sorgu ve sorularında aradığı şey anlam arayışıdır insanın.
İnsanların anlamın peşine düşmeleri çok değerlidir, dedik. Bu yüzden aranan cevabın maddî olandan öte manevî bir yöne ve amaca sahip olması gerekmektedir çünkü ancak “değerli” olan manayı-anlamı taşımayı hak eder. Yani anlam arayışında amaç-gaye başarı ya da haz yahut da kazanç değil; belki bütün bunlardan öte bir şey olmalıdır ki o da “mana”dır. Daha anlaşılır bir ifadeyle söylemek gerekirse anlam arayışının sebebi de karşılığı da dünyevi değil, muteal/aşkın olmalıdır ki bu arayış gibi anlam da değerli olsun.
Anlam arayışı bağlamında sorulan pek çok soru insanın tekâmül yolculuğunda anlamını kaybeder çünkü bu sorular ve bu soruların doğurduğu sorunlar insanın “bilme” konusundaki yetersizliği ile........
