İflas Edenlerin Yalnızlığı
İnsanlar bazı kişilerden uzaklaşır, onları yapayalnız bırakırlar. Bu bazen onlardan nefret etme, bazen de onlardan zarar görmeme isteğinden kaynaklanır.
İflas edenler, zarar görmeme adına uzaklaşılan gruptadır. Düşünün; kişi çok cömert, sofrası ortada, herkese iyilik yapan biri… Ama dünya hâli; birden işleri kötüye gitmeye başlar. İlk zamanlar borç bulma şansına sahiptir; ancak borçlar ödenmemeye başladığında, birden dünyanın en sahtekâr insanı hâline geliverir.
Hz. Ali’nin dediği gibi:“Borçların çokluğu, doğru adamı yalancı; şerefli adamı da yemininden dönek yapar.”
Bu hâle düşmüş insanın, kendisini aşağılayan, küfreden alacaklıları dışında etrafında kimse kalmaz. O kişiden iyilik görmüş kişiler bile “Belki karşılaşırız, yardım etmek zorunda kalırız.” düşüncesiyle muhitinden dahi geçmezler.Karşılaşanlar ise hemen kendi zor durumlarını anlatmaya başlarlar ki onlara yardım edesin gelir. Bu durum, etrafındakileri tanıma açısından aslında insana çok şey öğretir.
Sadi Şirazi şöyle demiş:“Ayakların yere sağlam bastığı sürece herkes dostundur. Lakin ufak bir sarsıntı savurur herkesi!Bazen düşmelisin görmek için gerçek yüzlerini.”
İnsan için acı bir tecrübedir gerçek yüzleri görmek.Belki de ondan daha acı olan, alacaklıların öfke dolu telefonlarıdır. Bitmek bilmeyen bir hırsla ve kulakları tırmalayan, kalbe korku veren bir hızda çalar. Baksan sözler tükenmiş, ne diyeceğini bilemezsin. Yalvarır bir tonda konuşman onun gazabını daha da artırır. Bakmasan, küfür dolu mesajlara dönüşür.
En acı posta, icra dairelerinden gelir; bir ölüm fermanı gibi ulaşır.En can yakan kapı zili, icra memurlarının zilidir. Büyük bir gürültü ve heyetle gelirler; komşulara sorarlar, hangi daire olduğundan emin olmak için. Küçük çocukların bile odalarına girip kontrol ederler; onların ağlamaklı, hüzünlü bakışları arasında, başlarında Azrail’i hatırlatan alacaklı avukatı ile birlikte…
Bütün komşular, fısıldayarak bildirirler birbirlerine bu izah edilmesi zor çaresizliği. Komşular üzülürler ama sanki kendilerinin başına gelme ihtimaline üzülürler.Memurlar gidince evin içini bir hıçkırık ve gözyaşı doldurur. Ardından gelen bir intihar sessizliği, acı dolu yalnızlık…
İflas etmiş adamın ne bir komşusu, ne bir dostu, ne de bir akrabası vardır.Sadece “Böyle olacağı belliydi.” diyerek başlayan, biraz da “iyi oldu” demeye getiren eski tanıdıkları kalmıştır.
Pirlerin sultanı şöyle demiş:“Pir Sultan Abdal’ım destim damende. İsmim koca Haydar, neslim Yemen’de. Garip başa bir........
