Işıklarda Kaybolan Çocuklarımız
Kavşaklarda, kırmızı ışığın yandığı o birkaç dakikalık kısa duraksamalarda hepimiz aynı manzarayla karşılaşıyoruz, değil mi?Elinde bir paket mendil, bir cam silme aparatı ya da mevsime göre bir buket çiçek veya su şişesiyle araçların arasında koşturan küçücük çocuklar…
Trafik ışıkları sürücüler için sadece kısa bir bekleme süresidir; ancak o çocuklar için zamanla yarışılan, tekerleklerin gölgesinde verilen amansız bir yaşam mücadelesi.Yeşil ışık yandığında akıp giden trafiğin içinde kalan bu çocuklar, ne yazık ki toplumun gözü önünde ama bir o kadar da görünmezleşerek kayboluyor.Hatta son dönemde çoğunluğu hiçbir şey de satmıyor; "Abi bir 10 lira var mı?", "Abi bir 20 lira var mı?" sözlerini işitiyoruz.Kimilerimiz onları hiç duymuyor, aslında duymamazlıktan geliyor; kimilerimiz de vicdanına yenik düşerek mendil ya da su alarak, çoğu zaman da üzerini bırakıp yoluna devam ediyor. Kimi zaman da uzatılan şeyi almayıp, sadece acıma hissiyle para verip geçiyoruz.Hepimiz her gün yaşıyoruz bunu.
Üstelik bazı kadınlar kucağında küçücük bebeğiyle o sıkışık trafiğin, devasa tırların arasında dolaşabiliyor. Tablo çok daha hazin bir hâl alıyor.Arabanızın içinde bir de aynı yaşlarda kendi çocuğunuz varsa durum daha da trajikleşiyor. Çocuğunuz size akranını göstererek o yakıcı soruyu soruyor: "O neden orada? Onun bir ailesi yok mu? Annesi, babası nerede? Biz güvende giderken o neden dışarıda?"İşte o an, arabanın içinde cevaplaması güç, koskoca bir "neden?" sorusu beliriyor.
BÜYÜK BİR BAŞIBOŞLUK
Nasıl oluyor da neredeyse her trafik ışığında, her kavşakta onca çocuğu bu halde........
