menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devlet ve Din Arasında

27 0
09.08.2026

Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra Hilafetin kaldırılması ve laikliğin kabul edilmesi bazılarınca inkâr ediliyor olsa da, Müslümanlar tarafından İslam’ın devlet ve millet hayatından çıkarılması olarak anlaşıldığı için yapılan her tür itiraz cumhuriyetin kurucu kadroları tarafından irtica olarak görülüp düşman kabul edildiği için askeri güç kullanılarak baskı alına alınmaya çalışılmıştır.

Tek parti iktidarınca gericilik olarak tanımlanan İslam dinini özellikle devlet ve toplumsal hayattan çıkarma mücadelesinde birincil hedef seçilen kişi ve topluluklar için pek çok yasal düzenleme ve askeri müdahale yapılarak halkın ibadet özgürlüğü ve dine ait araç ve sembollerin yasaklanması yoluna gidilmiştir.

İstiklal Savaşı sonrasında maddi ve manevi olarak çok fazla kayba uğramış olarak memleketlerinde dönen insanların geçmişten tevarüs ettikleri şekliyle geleneksel olarak dinini yaşamak isteyenlerce bile devletlerin dine yönelik politikalarının gittikçe sertleşmesi yüzünden zorlaşmış başta İslam dinini sadece kişisel ibadetlere veya toplum açısından camilere hapsetme düşüncesi zulüm olarak kabul edilmiştir.

Devleti idare eden kadroların Osmanlı ve Selçuklu devleti dönemindeki İslam uygulamalarının dindar olarak adlandırılan kitlelerinin dinin ibadet dışındaki uygulamalarını, İslam’ın siyasal, sosyal, ekonomik ve toplumsal bir yönetim sistemi olarak tekrar hayata uygulanmasını isteyecekleri korkusuyla başlatılan baskıcı dönem haliyle tarikat ve cemaatlerin tabir caiz ise yeraltına inmelerine sebep olmuştur.

Osmanlıdan beridir Müslümanlar arasında bir kurtuluş düşüncesi olarak kabul edilen İslami hareketler veya diğer adı ile İslamcılık, baskı ve zulüm olarak adlandırılan bu dönemde farklı düşünce şekilleri veya uygulamalar diyebileceğimiz süreçte hem devlet tarafından hem de bu hareketlere dâhil olan Müslümanlar tarafından çok........

© Merhaba Haber